<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263</id><updated>2012-02-16T14:46:23.323-08:00</updated><category term='dram'/><category term='aşk'/><category term='psikolojik gerilim'/><category term='sadizm'/><category term='bilmiim'/><category term='bayık filim'/><title type='text'>Pizlikambarı</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>54</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-793596672985545941</id><published>2010-11-28T02:10:00.000-08:00</published><updated>2010-11-28T02:10:46.203-08:00</updated><title type='text'>Le blog d'Anne Montel: Juste un monsieur comme ça.</title><content type='html'>&lt;a href="http://ahurie.blogspot.com/2010/11/juste-un-monsieur-comme-ca.html?spref=bl"&gt;Le blog d'Anne Montel:&lt;br /&gt;Juste un monsieur comme ça.&lt;/a&gt;: "Juste un monsieur comme ça."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-793596672985545941?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://ahurie.blogspot.com/2010/11/juste-un-monsieur-comme-ca.html?spref=bl' title='Le blog d&apos;Anne Montel: Juste un monsieur comme ça.'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/793596672985545941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=793596672985545941' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/793596672985545941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/793596672985545941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2010/11/le-blog-danne-montel-juste-un-monsieur.html' title='Le blog d&apos;Anne Montel: Juste un monsieur comme ça.'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-925281146645935278</id><published>2010-11-27T12:43:00.001-08:00</published><updated>2010-11-27T12:50:37.003-08:00</updated><title type='text'>39.dosya, sen mi daha büyüksün yoksa ben mi?</title><content type='html'>Uzun zamandır korku filmi izliyorum ve evet uzun zamandır da korku filmi izlemiyorum. Yani en son izlediğim film "Kan Arzusu" dersem durum netlik kazanır. Yıllar boyunca izletilen hicbir filme burun kıvırmamıs ve korkmamıs olan ben ne yazık ki bu aranın ardından en basit filmden dahi korkar hale gelmisim, o halde bana yazıklar olsun diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can sıkıntısıyla haşır neşir geçen son günlerimde heyecan yaşamak için bir film seçtim; 39. dosya. Film, fragmanını daha önce izlediğim filmler arasında yerini alıyordu ve fragman filmin bütünü hakkında güzel bir özet olarak gözlerimin önünde beliriyordu. Yani sürpriz diye bir şey olamazdı, en fazla daha cok sıkılacaktım. Bekar ve yalnız ve de haddinden fazla şefkatli, yaşadığı tüm sorunlara karşın sürekli gülebilen ( hayatta arkadaşım olamaz) esas kızımız tüm heybetiyle kezbanlığın doruklarına çıkacağı günleri beklemekteydi. Elalemin derdini kendine dert edinen bu şirinecik günün birinde karşılaştığı bir vak'adan çok etkilenir. Küçük ve acınılası bir kızcağız ailesi tarafında psikolojik şiddet görmekte ve fakat olanı biteni örtbas etmektedir. Bu durum ufaklığı daha çekici kılmaktadır. Kendisi bir bebek edebilirken başkasının "eh yeter be "diye dövündüğü bu kız için şüphelenen ve "acaba şiddet görüyor mudur?" soruları içerisinde kıvranan esas kızımız merakını fazlasıyla gidermekle kalmayacak, zaman içerisinde bir aileyi mahvederek çocuğa kendisi bakacaktır. Bu masume ise genç kadına ömrü billah hayatında hayal edemeyeceği adrenalini yaşatacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güle oynaya yazdığım bu filmden anlam veremediğim şekilde etkilendiğimi itiraf etmeliyim. Her türlü korku ve gerilim filmini izlemiş biri olarak bu filmden sonra odamın kapısını açarak uyuyabildiğimi, açınca neden huzur bulduğumu, yıllarla birlikte bana ne olduğunu ve eski film eleştirilerimle bunun benzeşmediğini de hesaba katarak şunu sölüyorum ki çok basit makyaj hileleri ve alttan alttan gelen müzik evet size yenildim ve itiraf ediyorum, kucağıma aldığım oyuncak köpeğe bile bunun da içinden bir şey çıkmasın lan nidaları ile tereddütle yaklaştım. Bundan sonra ne korku filmi seven birini ne de korku filmlerini bağrıma basabileceğimi sanmıyorum. Evet ben de korkabiliyormuşum sadece bunu zamana yaymam gerekiyormuş, öğrendim ama mutlu değilim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-925281146645935278?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/925281146645935278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=925281146645935278' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/925281146645935278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/925281146645935278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2010/11/39dosya-sen-mi-daha-buyuksun-oksa-ben.html' title='39.dosya, sen mi daha büyüksün yoksa ben mi?'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7468656169084306123</id><published>2009-05-19T10:13:00.000-07:00</published><updated>2010-08-26T04:03:37.159-07:00</updated><title type='text'>The Cellar Door</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Evlenmeyi hiç düşündün mü?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Eğer isteseydim, evlenmiştim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bence doğru kişi için hala zamanın var.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_p6Q1Mfb6Nf0/SJCRBYxfUEI/AAAAAAAAA3o/MJ8CIyP-1AU/s400/CellarDoor.jpg" style="cursor: hand; display: block; height: 400px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 291px;" /&gt;&lt;br /&gt;Normal bir diyalog değil mi? Özellikle bir kadın programında, evlenmemiş, evlenmek istemiş ama başaramamış bir kadının yarasını iyicene deşmek isteyen, gözleri faltaşı kıvamındaki, psikopat sunucu tarafından sorulan sorulardan ve buna verilen cevaplardan biri gibi ama değil...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu konuşmayı, göbek dekoltenize hayran kalan bir sapıkla, ses yalıtımıyla kaplı evin ( bir önceki kurbanların, parmak, tırnak ve kan ve kurbanlara ait her türlü vücutsal örnekleriyle dolu) en alt katında, bir kafes içerisinde yaptığınızı hayal edin...Bir de buna açken ve rüyadayken gördüğünüz karabasanları da ekleyin..Tam bir kabus...Üç ödül alan bu film de nedense benim için bir kabus oldu.Düşük bütçeyle çekilmek gibi bir bahanenin arkasına saklanan filmi ilginç bulamadım. Ödüller almış olması da bana hiçbir şey ifade edemedi...Çünkü yaratıcılıktan çok ruhsuzdu. Oyuncularının bile filme adapte olmakta zorlandıklarını hissetiren film, kurbanın psikolojisini yaşatmaktan çok uzaktı.Havada kalmış amacı korkutmak olduğu için kanla renklendirilmişti....Korku sineması sadece kandan oluşmaz. Korkunun kaynağında aslında derin bi dram da yatar. Normal hayatında dikiş tutturamamış adamın derdi nedir? Neden bu hale geldi ve neden insanları öldürüyor? Neden kadınların tırnaklarını kesiyor ya da parmaklarını koparıyor? Uykusuz kalışının nedeni nedir? İşte karateri iyi çözümlenmemiş her filmin başına gelebilecek şey bu filmin de başına geliyor? Canladırdığı role kendisi bile inanmamış bir oyuncunun abartılı yorumu, yüzeysel dialoglar ve kıpkırmızı bir altyapı...Bu filmden korkan birileri varsa ya hayatta hiç korku izlememiştir ya da korkudan anladığı tepkilerini tetikleyen herhangi bir dış unsurdur..&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7468656169084306123?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7468656169084306123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7468656169084306123' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7468656169084306123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7468656169084306123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/05/cellar-door.html' title='The Cellar Door'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_p6Q1Mfb6Nf0/SJCRBYxfUEI/AAAAAAAAA3o/MJ8CIyP-1AU/s72-c/CellarDoor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-266236965819039579</id><published>2009-05-15T23:15:00.000-07:00</published><updated>2009-05-16T02:45:04.990-07:00</updated><title type='text'>Ben X</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.seanax.com/wp-content/uploads/2009/02/benx.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 470px; CURSOR: hand; HEIGHT: 294px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.seanax.com/wp-content/uploads/2009/02/benx.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Şans nedir? Geçtiğimiz haftalarda izlediğim bir film sonucunda bu kavramı irdelemeye karar verdim ve anladım ki şans diye birşey varsa benimle hiiiç alakası yok.Evet, o akşam yine sıkılıyordum, bir filmlen bu buhranıma darbeyi vurayım dedim ve sürekli entelsin aşağı, entelsin yukarı diye yakamı bırakmayan arkadaşımın izlemem için verdiği filmde karar kıldım.Adını neyim duymadığım Ben X ilen açılışımı yaptım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 600px; CURSOR: hand; HEIGHT: 375px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://fragman.vizyondaki-filmler.com/3/ben-x/ben-x-resim-1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tüm oyuncuların sanki tükürür gibi konuştuğu, sulusepken ve hiç anlamadığım bir dildeki film (gerçi o saatte içtiğim için Türkçe dışındaki tüm diller benim için anlaşılmazdı) otistik bir çocuk hakkındaydı..İşte şans buydu benim için. Evet ne bekliyordum ki şu hayatta, ne bekleyebilirsin ki der gibiydi de film.Masanın çeşitli yerlerine yumruğu çaktıktan sonra filme yoğunlaşmaya başladım..Anlamakta zorlandığım bir konu kafamda soru işareti şeklinde beliriverdi. Otistik bir çocuk neden normal çocukların gittiği okula gönderilir? Otistik çocukların özel bir eğitime ihtiyaçları varsa ve bu çocuk da kendini bir biilgisayar oyununun ana karakteri olarak görüyorsa ve dış dünyada sürekli itilip kalkılıyorsa bu hırs niye? Anlamsız konu, benim için daha anlamsız bir finalle bitti..Bu otistik çocuk yavaş atın çiftesi pek olur deyiminin canlı kanlı bir örneğine dönüşerek, Sigur Ros şarkısı eşliğinde anya ile konyayının yerini iyiçene, gözlerini belirte belirte hepimize gösterdi.. İkinci bir film izlemeye gerek yoktu.Dersimi yeterince almıştım...Ancak film hakkında daha sonraları yaptığım araştırmalarda, olayın gerçek bir öyküye dayandığını ve kötü bir şekilde sonuçlandığını öğrendim..Kamuoyunu bilinçlendirmek amaçlı yapılan bu filmi oyunculukları nedeniyle beğenmeme rağmen, mesaj kaygılı finali yüzünden sevemedim. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-266236965819039579?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/266236965819039579/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=266236965819039579' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/266236965819039579'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/266236965819039579'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/05/ben-x.html' title='Ben X'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-5217924216354530872</id><published>2009-03-16T10:38:00.000-07:00</published><updated>2009-03-16T10:45:47.087-07:00</updated><title type='text'>Bilek kesenler- Kendini kes ve dışarı çıkar</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://paveldanton9.googlepages.com/WristcuttersALoveStory20062.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 800px; CURSOR: hand; HEIGHT: 450px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://paveldanton9.googlepages.com/WristcuttersALoveStory20062.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Jean Paul Sartre, intiharın bir kaçış değil reddediş olduğunu söylemiştir.Bireyler kendi rızaları sonucu doğmazlar, istemedikleri ama yaşamak zorunda oldukları hayatlarından feragat etme hakkına sahiptirler ama. Bazen bu koca dünya tüm ağırlığıyla üzerinize yıkılır ve altında boğulmak yerine kendi işinizi kendiniz görürsünüz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 261px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_GBgXHC8KmkA/SIRmHFrex8I/AAAAAAAAAzI/hbiH5z59vW0/s400/photo_01_hires.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Aşk acısı içerisinde çaresizce uzanıp, kayıtsızlıkla beynini bulandıran Zia , birgün kendine gelir ve tüm pisliklerini de temizleyerek bu taraftan diğer tarafa geçmek için biletini pardon bileğini keser.Öteki dünyanın bilinmezliğine karşı duyulan bu özlem sinemada korku veya komedi başta olmak üzere birçok farklı şekilde hayat bulur. Malzeme her türlü yaratıcılığa imkan verecek kadar kuvvetlidir.Kimse aksini ispatlayamaz ve sırf bu yüzden istediğimiz gibi özgürce at koşturabileceğimiz bir meydanda derdimizi anlatırız. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 624px; CURSOR: hand; HEIGHT: 352px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.korba.infocoig.pl/Wristcutters.A.Love.Story.LIMITED.DVDRip.XviD-SAPHiRE.2.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Bilek kesenler, bu bilinmezin en renkli örneklerinden biri. İntihar ettikten sonra kendini Kamikaze pizza dükkanının bir elemanı olarak bulan Zia, kafa dağıtmak için gittiği barda aileçek intiharla köklerini kazıyan ailenin büyük oğlu ve en yakın arkadaşı olacak Eugene ile tanışır.Bu arada Eugene deyip geçmemek gerek, en güzel ve en alevli intihar sahnesi kendisine ait ve yanlış bilmiyorsam karakterimiz Gogol Bordello'nun solistinden esinlenirerek yazılmıştır.İkili, Zia 'nın sevgilisinin de intihar ettiğini öğrenir öğrenmez onu bulmak için yollara düşerler ve yolda güzeller güzeli Mikal' e rastlarlar. Yol hikayelerinin öbür dünyadaki zevkli ayağı Bilek kesenler, sonunu baştan belli ediyor ve belki de sonunda bir gülümsemeden fazlasını vaat etmiyor ancak izlediğiniz süre içerisinde sanki aynı arabada siz de yolculuk ediyormuşsunuz gibi sizi de hikayenin içine katarak güzel zaman geçirtiyor. Gerilim filmlerini sevmeme rağmen Bilek kesenler benim için tekrar ve tekrar izlenilesi, Tim Burton'un kaleminden çıkmış kadar yaratıcı, yer yer karanlık ama iç karartmayan bir tablo.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-5217924216354530872?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/5217924216354530872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=5217924216354530872' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5217924216354530872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5217924216354530872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/03/bilek-kesenler-kendini-kes-ve-dsar-ckar.html' title='Bilek kesenler- Kendini kes ve dışarı çıkar'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_GBgXHC8KmkA/SIRmHFrex8I/AAAAAAAAAzI/hbiH5z59vW0/s72-c/photo_01_hires.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-6228577960285675012</id><published>2009-03-16T08:45:00.000-07:00</published><updated>2009-03-16T09:21:31.872-07:00</updated><title type='text'>Let the right one in - Aşkın karanlık yüzü</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://fataculture.files.wordpress.com/2008/05/let-the-right-one-in.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 450px; CURSOR: hand; HEIGHT: 247px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://fataculture.files.wordpress.com/2008/05/let-the-right-one-in.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Vampirler; sürekli çalan bir alarm kadar rahatsız edici, muhakkak susuturulması gereken ve işkence çeken birinin son feryadı gibi sinir bozucudurlar çünkü doğaları gereği, hayatlarını sürdürebilmek için başkalarını öldürmek zorundadırlar ve biz, bizden farklı olan herşeyi yok etmeye hakkımız olduğunu düşündüğümüz için bu ürpertici varlıkları bir an önce yok etmekle kafayı bozarız. Onları anlamaya çalışmaz, köklerini kurutmak için elimizden geleni ardımıza koymayız. Aslında bunun için illa da vampir olmak gerekmez insanoğlu çıkarına dokunan ne varsa, kendi iyiliği için, bencil bir tutum içerisinde onun varlığına son verir ve kimse bunu değiştirmek için çaba bile sarfetmez.. Eder mi? İşte bu soruların yanıt bulduğu adres Let the right one in..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 640px; CURSOR: hand; HEIGHT: 272px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://sceneddl.net/wp-content/uploads/2009/02/Let.The.Right.One.In.2008.DVDRip.XviD-VoMiT-4.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Klasik vampir filmlerinin dışına çıkan filmde ; 12 yaşında, annesinden başka seveni olmayan bir çocuk, apartmanlarına yeni taşınan esrarengiz bir kızla arkadaş oluyor.Ne yazık ki çocuğun edindiği bu kız arkadaş bir vampir öyle ki  yeri geldiğinde kendisini beslemek için cinayet işleyen babasını bile gözünü kırpmadan harcayacak kadar  acımasız. Buna rağmen, bu  savunmasız çocuk, kızın hayatta vazgeçemediği ve uğruna tehlikeleri göze alabileceği tek kişi olup çıkıyor.  Birini kayıtsız sevmek ve onu anlamak bu garip öyküde can buluyor ve filmin kana bulanan yüzü çocuklar arasındaki aşk sayesinde buzlarından ve soğukluğundan arınıp sıcacık bir hale bürünüyor.Beslendikten sonra gece aynı yatağı paylaştığı vampire, kız olmasa bile yine aynı duyguları hissedeceğini söyleyen yalnız çocuğun hikayesi iç acıtırken birbirinden hiç vazgeçmeyen ikili, vampirlerin de sevip sevilebileceğini gösteriyor bizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img.sinemalar.com/images/ss_buyuk/24426/Let-The-Right-One-In_8.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Film konusu itibariyle birkaç ay önce izlediğim Dek hor' u da anımsatıyor bana. Yine aynı yalnızlık içerisinde yeni okuluna ve arkadaşlarına adapte olamayan ve çareyi bir hayaletle arkadaş olmakta bulan Ton' un hikayesi, partnerinin hayalet olması nedeniyle ürkütücü olmaktan çıkıyor ancak Let the right one in, vampir kızın hayatta kalmak için öldürmekten başka çaresi olmadığı için ister istemez daha karanlık bir hikayeye ev sahipliği yapıyor.Zoru başaran film, en çok nefret ettiğim sene olan 2008'in en iyi 10 filmi içerisinde yerini hakkıyla aldı. Gerçekten de doğru şeyin içeri girmesine izin vermek gerek bu kadar psikopatça da olsa ben de öyle bir varlığı içeri alırdım heralde:/&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-6228577960285675012?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/6228577960285675012/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=6228577960285675012' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6228577960285675012'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6228577960285675012'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/03/let-right-one-in-askn-karanlk-yuzu.html' title='Let the right one in - Aşkın karanlık yüzü'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-505466180513585040</id><published>2009-03-09T00:17:00.000-07:00</published><updated>2009-03-11T10:27:52.900-07:00</updated><title type='text'>Memories</title><content type='html'>&lt;a href="http://img167.imageshack.us/img167/7708/memoriespf4.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 430px; CURSOR: hand; HEIGHT: 640px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img167.imageshack.us/img167/7708/memoriespf4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;95 yılında Katsuhiro Otomo, Koji Morimoto, Tensai Okamura tarafından yönetilen anime, üç farklı öyküden oluşmakta.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sırasıyla, Magnetic Rose; üçlemenin bana kalırsa en çarpıcı bölümü..Bir kadının iç dünyasını en ince ayrıntısına kadar anlatan, adeta Chan Wook Park filmlerinin tadını veren, inanılmaz güzel bir hikaye..Aslında sadece ana karakterin iç dünyası anlatılmıyor hikayede..Ana karakterin tuzağına düşen tüm karakterlerin özlemleri , aşkları görünür hale geliyor ve kimsenin mükemmel olamayacağı ve zayıflıklarının bir anda ortaya çıkabileceği vurgulanıyor..Renkler,müzik ve konu açısından mükemmel bir bütünlük de söz konusu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 275px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://cdn.myanimelist.net/images/clubs/3/67346m.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Stink Bomb ise ne yazık ki sadece konu açısından ilginç ve hoş . &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Üçlemenin son noktası; Cannon Fodder da verilen mesaj itibariyle oldukça güzel, içeriği hakkında birşeyler anlatmak, hikayenin sonunu söylemek gibi olur.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-505466180513585040?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/505466180513585040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=505466180513585040' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/505466180513585040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/505466180513585040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/03/memories.html' title='Memories'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7988084504724633736</id><published>2009-03-06T02:42:00.000-08:00</published><updated>2009-03-06T02:45:53.137-08:00</updated><title type='text'>Possession</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SbD-0i8S_dI/AAAAAAAAARI/R9Yus4crx48/s1600-h/Possession.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5310024139356175826" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SbD-0i8S_dI/AAAAAAAAARI/R9Yus4crx48/s200/Possession.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sahip olma veya sahip olmaya çalışmak üzerine yapılmış en güzel filmlerden birisi 1981 yılında &lt;a href="http://www.blogger.com/name/nm0958558/"&gt;Andrzej Zulawski&lt;/a&gt; tarafından çekilen Possession'dır.İlişkilerin ya da daha doğru bir deyişle bir ilişkiyi oturtmaya çalışmanın en büyük hengamelerinden birisi de karşı tarafı sıkmadan,üzerinde egemenlik kurmadan,güven serbestisi içerisinde vakit geçirebilmektir.Erkek ve kadın arasında devam eden bu savaşı Zulawski korku ve kara film türlerinin bir kırması olarak beyazperdeye yansıtır.Bu savaşı daha iyi anlatabilecek başka iki tür daha yoktur sanırım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mark ve Anna'nın evlilikleri kötü gitmektedir ve uzun bir iş gezisinden dönen Mark, Anna'nın tavırlarında büyük bir değişiklik hisseder.İçkirlenen Mark işini sağlama almak amacıyla Anna'nın peşine bir dedektif takar ve şüphelerinde haklıdır.Anna Mark'ı aldatmaktadır ancak bir insanla değil bir yaratıkla...Mark'ın üzerinde kurduğu sahiplik baskısından kurtulmak amacıyla bir yaratığa sığınmıştır ve başka bir nokta ise bu yaratığı yine Anna doğurmuştur ve onun için yapamayacağı hiçbir şey yoktur fakat sığındığı yaratığın sonda aldığı şekil ise Mark'tan başkası olmayacaktır.Bitmeyen bir kabus,sürekli karşı kaşıya kalan kadın ve erkek ve filmin geçtiği atmosfer aslında bütünü hakkında mükemmel bir özettir.Anna ve Mark Berlin Duvarı'nın karşısında oturmaktadırlar ve savaş hala devam etmektedir.Birbirlerine yabancı ve ikiye ayrılmış bir bütünün bitmek bilmeyen savaşını anlatan Possession'ın bir başka önemli özellği ise Lynch'in Kayıp Otobanı'yla benzerlikler taşıması..İzlenmesi ve üzerine yazılacak ve söylenecek çok şeyi olan bu film ne yazık ki uzunca bir süre izleyiciye eksik kopyalarla izletilmiş.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7988084504724633736?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7988084504724633736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7988084504724633736' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7988084504724633736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7988084504724633736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/03/possession.html' title='Possession'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SbD-0i8S_dI/AAAAAAAAARI/R9Yus4crx48/s72-c/Possession.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-5680950057928832477</id><published>2009-02-26T08:55:00.001-08:00</published><updated>2009-02-26T23:01:55.847-08:00</updated><title type='text'>The Million Dollar Hotel</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.wim-wenders.com/movies/movies_spec/milliondollarhotel/looking%20out%20into%20the%20night.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 288px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.wim-wenders.com/movies/movies_spec/milliondollarhotel/looking%20out%20into%20the%20night.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir film bir karakterden ibaret olabilir mi? Bir otel dolusu insan içerisindeyken? Bir tek karakter, diğer bütün karakterler de çok iyi yazılmış olmasına rağmen tek başına öne çıkabilir mi? Oyuncu Jeremy Davies ise evet çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 500px; CURSOR: hand; HEIGHT: 335px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://farm2.static.flickr.com/1204/1090563469_62dec54780.jpg?v=0" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmden çok daha iyi, çok daha içli, hatta Jeremy Davies'ten çok daha iyi oyuncuların başrolü üstlendiği birçok film varken neden film izleyenlerde garip bir etki bırakıyor? Kendimden yola çıkarak beni etkileyen yönü filmin farklı anlatım tekniği. Delisaçması bir otelde çözülmeye çalışılan bir intihar öyküsünde güçlü bir aşka tanık olmak, kimsenin sahip çıkmadığı yarım akıllıların birbirine kenetlenmesi, köpek gibi aşık olup aynı yatağı birbirine dokunmadan paylaşmak ve sabaha kadar konuşmak.. Kasıntı insanların gösteriş yaptığı, lüks bir restoranda tüm gözler üzerindeyken hissettiğin gibi davranmak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 640px; CURSOR: hand; HEIGHT: 448px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://i18.tinypic.com/2cpou50.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmin bu içten havasını Jeremy Davies bir ayna görevi görerek ama kendinden yansıtarak sergiliyor. Bir hafta boyunca geceleri uyumadan önce süt seansı gibi ihmal etmediğim The Million Dollar Hotel , bildiğim tüm filmler içerisinde en sevdiğim aktör sorusunun cevabını bulmamı sağlıyor. Daha iyileri umrumda değil, Tom Tom bir filmi bana defalarca izletebiliyorsa o benim için en iyisidir, diğerlerinin ne dediği ise umrumun kenarından geçmez.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca filmin müzikleri de her bir sahneyi tekrar hatırlamama yardımcı olduğu için, özellikle de The Ground Beneath Her  Feet hasret kaldığım uykularıma beni kavuşturduğu için en sevdiğim şarkılar arasındadır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-5680950057928832477?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/5680950057928832477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=5680950057928832477' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5680950057928832477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5680950057928832477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/02/million-dollar-hotel.html' title='The Million Dollar Hotel'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i18.tinypic.com/2cpou50_th.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-3447653407829731791</id><published>2009-02-22T01:18:00.000-08:00</published><updated>2009-02-22T01:29:37.821-08:00</updated><title type='text'>The Dorm - Dek Hor -Yatakhane</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://img.buzznet.com/assets/users10/wisekwai/default/large-msg-114072123824-2.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 500px; CURSOR: hand; HEIGHT: 332px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img.buzznet.com/assets/users10/wisekwai/default/large-msg-114072123824-2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;"Kendinden başkasını düşündün mü hiç?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatı boyunca kimse tarafından umursanmamış birine sorulabilecek en garip soru, gözlerinin önünden geçen film şeridinde kendinden başkasına rastlayamayan biri için en önemli sorulardan biri belki de. Özellikle soruyu soran yine aynı umursamazlık sonucunda hayatını kaybetmiş bir hayaletse.Öldükten sonra bile birine duyulan o inanılmaz ihtiyaç duygusu; paylaşmaya, bir olmaya ve seni anlayacak birine duyulan özlem. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5305550582569443986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 135px; CURSOR: hand; HEIGHT: 90px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SaEaJRPrIpI/AAAAAAAAAQ4/ARJ7vVa-3qc/s200/Yatakhane_2.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Ailesi tarafından zorla yatılı okula gönderilen Ton' un tek sorunu evden uzaklaşmak ve sırrını saklamak değildir. Yeni okuluna adapte olmakta zorluk çeken Ton, okula gelişinin ilk gecesinde arkadaşları tarafından anlatılan hayalet hikayeleri yüzünden altını ıslatarak "sidikli" ünvanını alacak ve insanlardan kaçarken kabusu olan hayaletle arkadaşlık etmeye başlayacaktır. Tayland yapımı Dek Hor yani Yatakhane, uzakdoğu filmlerinin o korkunç havasında başlayacak, ilk sahnelerinde izleyiciyi diken üzerinde tutarken daha sonra bu korkunç hikayenin rengi kırılarak film önce drama dönüşecek ve mutlu sonla bitecektir. Şuana kadar izlediğim tüm uzakdoğu filmleri içerisinde belki de en ilginç film Dek Hor' dur. Türler arasındaki geçişteki başarının yanı sıra görselliğiyle göz okşayan filmin diğer önemli bir özelliği ise küçük yaştaki oyuncularının başarısıdır. Başından sonuna kadar izleyiciyi merak içerisinde bırakan, etrafı onlarca kişiyle doluyken bir hayaletle arkadaşlık etmek zorunda kalan bir çocuğun yaşadıklarını başarıyla anlatan filmin en güzel sahnesi ise Ton'un arkadaşının havuzda boğuluşuna tanıklık ettiği sahnedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Film 10 üzerinden 10' u kesinlikle hak ediyor en azından orjinalliği açısından.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-3447653407829731791?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/3447653407829731791/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=3447653407829731791' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3447653407829731791'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3447653407829731791'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/02/dorm-dek-hor-yatakhane.html' title='The Dorm - Dek Hor -Yatakhane'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SaEaJRPrIpI/AAAAAAAAAQ4/ARJ7vVa-3qc/s72-c/Yatakhane_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7009598397041556700</id><published>2009-02-19T23:42:00.000-08:00</published><updated>2009-02-20T04:30:52.523-08:00</updated><title type='text'>Red Road</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.zoom-in.com/media/graphics/blog/content/Redroad_Still3.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 1417px; CURSOR: hand; HEIGHT: 945px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.zoom-in.com/media/graphics/blog/content/Redroad_Still3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Güvenlik adı altında insanların hayatına müdahil olan gizli kameralar ve onları yönetenler.Yolda karşılaştığın, köpeğiyle birlikte vitrinlere bakan adamı aslında çok iyi tanıyorsun ama bunları ona söylemeye hakkın yok.Onun hayatının her anının canlı bir tanığısın ama uzaktan. Bu rutinin içerisinde boğulup giderken birgün görmek isteyeceğin en son kişi beliriveriyor ekranda. Kişisel felakteninin ete kana bürünmüş hali. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 814px; CURSOR: hand; HEIGHT: 500px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://thecia.com.au/reviews/r/images/red-road-3.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;2006 yılında birçok ödül kazanan Red Road ilginç özelliklere haiz olmakla birlikte tanıdık bir festival filmi gibi. 2 saate yakın sürede akla gelen tek şey filmin ağır temposunun ne zaman hız kazanacağı.Yönetmenin seyircinin sabrını zorlayan ve sıkıcılık kulvarında tur atan filmi intikam almak üzerine yapılmış en iyi filmlerden biridir aynı zamanda. Acı çeken ve intikam arayan bir kadından daha tehlikeli kimsenin olamayacağı gibi ilginç ve genel kanının garip bir örneği. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Film hakkında uzun uzadıya bir yazı yazmak onun tüm özelliğini de yok edeceği için izlemenizi tavsiye ederim. Ha bu arada ilgili bakanlığı da teessüf etmeden duramayacağım çünkü sevişme sahnesiyle ünlenmiş bu filmi nasıl gözden kaçırmışlar, nasıl sansürlememişler şaşırdım. Yazık çaptan düşülüyor sanırım:)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7009598397041556700?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7009598397041556700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7009598397041556700' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7009598397041556700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7009598397041556700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/02/red-road.html' title='Red Road'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-8774694359778912952</id><published>2009-01-25T00:02:00.000-08:00</published><updated>2009-01-25T08:34:48.082-08:00</updated><title type='text'>Düello</title><content type='html'>&lt;a href="http://i.radikal.com.tr/644x385/2008/05/31/fft5_mf7356.Jpeg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 644px; CURSOR: hand; HEIGHT: 430px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2008/05/31/fft5_mf7356.Jpeg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Takashi Miike' nin şiddetten payını yeterince  alamayan son filmi Düello, bir dağ kasabasında saklı hazine için kıyasıya çarpışan iki klanı anlatıyor tabi Miike' nin kendine has tarzıyla ya da tarzının dışına da çıkabildiği ama esprisinden ve dialoglarından taviz vermediği filmde Tarantino da oyunculuğuyla kendisine eşlik ediyor( ve oyunculukta bence daha başarılı bir performans sergiliyor).&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Japon kovboylar ilk duyulduğunda kulağa garip gelebilir ancak film boyunca atmosfer hiç sırıtmıyor öyle ki Japonların ingilizce konuşmaları ve Shakespeare'in filmden nasibini alması bile izleyiciye doğal geliyor tabi Miike ve Tarantino'ya aşikar olanlar için. Klasik samuray savaşlarının yerlerinin taramalı tüfeklerin aldığı, arada Kill Bill' den esintilerin gezindiği bugüne kadar izlediğim en güzel ve eğlenceli western filmi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-8774694359778912952?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/8774694359778912952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=8774694359778912952' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/8774694359778912952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/8774694359778912952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/01/dello.html' title='Düello'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-5029370555472394959</id><published>2009-01-23T23:37:00.000-08:00</published><updated>2009-02-28T02:00:36.772-08:00</updated><title type='text'>Alphabet Killer</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.alphabetkiller.com/stills/Albums/Album1/Large/AlphabetKiller_0152e.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 480px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.alphabetkiller.com/stills/Albums/Album1/Large/AlphabetKiller_0152e.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;2008 tarihli Alphabet Killer gerçek bir olaydan yola çıkılarak yazılmış. Gerçek bir olaya dayanarak öyküsünü anlatmaya çalışan filmler diğerler filmlerden daha zor bir kulvarda yarışırlar bence. Sınırları belli ve esnekliğe taviz vermeyen bir alanda yaratıcı olmak her babayiğidin harcı değildir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yönetmenin filmdeki en büyük artısı ise (tabi kullanabilseydi) ana karakterinin şizofren olması. Şizofren bir polis memuru ve peşinde olduğu kendisi gibi takıntılı bir katil. Aslında birbirine paralel iki öyküden yola çıkmak ve seyirciyi şaşırtmak yerine katil kim, kızlarla arasındaki bağ nedir gibi abes sorular gelgitinde derdini anlatamayan, hantal, basit ve sıkıcı bir film. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Akıl Oyunları ve Dövüş Klubü' nde izleyici hayal ile gerçek arasındaki çizgilerde paslaşırken , Alphabet Killer' da neyin hayal neyin gerçek olduğu özellikle vurgulanmış gibi. Megan şuan bir delüzyon yaşıyor evet Megan şimdi hayal görüyor , ene Megan 'a bak normalleşmiş gibi sinir bozucu durumlar yaşanıyor. Sanki tek derdim Megan' ın hastalığı, tecavüze uğrayan, ruhları Megan'a görünen garibim, fukara kızcağızlar orada burada boşuna kıç gezdirip, Megan bize yardım et gı diye boşuna dövünüyorlar çünkü Megan zırlamaktan başka birşey yapmıyor. Anam kariyerimdi, nişanlımdı diye dövünmekten olaya konsantre olamıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmde ilgimi çeken bir başka özlellikle ise Megan' ın istediğinde izbandut gibi bir hastabakıcının kolunu kırabilmesi ama mıymıntı katillen dövüşürken yirlerde paspas haline gelmesi. Beter olup zürünsün der bir film yorumunun sonuna daha burada noktayı koyarım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;He bu arada maktüllerden birinin annesini Meltem Cumbul'un canlandırdığını görünce insan bir garip oluyor. Kısa bir rolde de olsa aferim kendisine.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir de filmiz izlerken aynı zamanda Orbital'in Acid Pants adlı parçası çalıyordu odamda ve kızlar katilden kaçmaya çalıştıkları zaman müziğin alaycı tonu giderek yükseliyordu.  Ömrümde o kadar korku filmi izledim ancak bu filmden sonra uyumakta zorluk çekiyorum. Sanki her an odamda Orbital çalacak ve kızlar bana görünüp yardım isteyecekler gibin. Amanın:/&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-5029370555472394959?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/5029370555472394959/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=5029370555472394959' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5029370555472394959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5029370555472394959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/01/alphabet-killer.html' title='Alphabet Killer'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7602743439823620727</id><published>2009-01-21T09:29:00.000-08:00</published><updated>2009-01-23T23:37:44.319-08:00</updated><title type='text'>İz - İsimde havalı, girçekte foz</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SXdgVAlstlI/AAAAAAAAAQE/244Y_OUX3Xw/s1600-h/4495-iza-a.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293805801048946258" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SXdgVAlstlI/AAAAAAAAAQE/244Y_OUX3Xw/s320/4495-iza-a.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Korku filmleri tüm türler arasında en çok oldu bittiye getirilen, en kolay sanılanı. Bir kan gölü deryası, bir bıçak, bir neşterin bıraktığı o acı hissinden payını belki de yeterince alamayan ne çok film var piyasada. Kafasını zamanında yaşadığı dramatik bir olay sonucunda birşeye takmış ve acısına kör kalan ne kadar insan varsa sıradan geçiren seri katillerse bu türde halayın başını çekerler hep. Derinliğine inilmemiş bir karakter filmi doyuruculuk açısından vasıfsızlaştırdığı için bence filmin kendinden daha vahim bir korkutuculuğa bürünmektedir. Derdini anlatamayan, verilenleri eksik bir problem gibi hep sonuçsuz  kalmaya mecbur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şuan sinemalarda gösterilen İz de bu türün belki de en iğrenç örneği. Saw' un yandan yemiş hali, 3d tekniğiniyle şişirilmiş ve sunilikten yeterince payını almış, kıpkırmızı ama kışkırtmayan, diken üstünde oturtmaktan çok mide bulantılarına neden olan koca bir dağınıklık. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7602743439823620727?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7602743439823620727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7602743439823620727' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7602743439823620727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7602743439823620727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/01/iz-isimde-haval-girekte-foz.html' title='İz - İsimde havalı, girçekte foz'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SXdgVAlstlI/AAAAAAAAAQE/244Y_OUX3Xw/s72-c/4495-iza-a.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-3137318216907761949</id><published>2009-01-20T03:00:00.000-08:00</published><updated>2009-01-20T06:26:54.748-08:00</updated><title type='text'>3 Maymun</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/285281.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 625px; CURSOR: hand; HEIGHT: 352px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.ntvmsnbc.com/news/285281.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Geceyarısı çalan telefonlar... Susmak bilmeyen, sinir bozucu ve felaket tellalı. Birileri muhakkak ölmüştür ve geceyarısı onun son feryadı bir telefon sesinde yankı bulur. Bir kez çaldı, iki, beş ve katları. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;İşlevsellik bazen işe yarayan kısımların da arızalanmasına neden olabilir. Mantıklı bir düşünce, yatırım planları , vs gibi. Bazen tüm dünyaya karşı apatik olmak gerekir. Kendi kabuğunda, soyut ve ölesiye yalnız . &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Nuri Bilge Ceylan da son filminde para ihtirası uğruna darmadağan olma tehlikesine gebe bir aileyi anlatır. Gazetelerin 3. sayfa haberlerine hepimiz adayızdır aslında.Yoldan geçerken, evlenirken, askere giderken herbirimiz haince bir saldırının ya da kaderle kafayı bozmuş inancımızın kısır döngüsünde oradan oraya savruluruz. Eyüp de aynı şekilde şoförlüğünü yaptığı patronunun siyasi kariyerini korumak amacıyla parçası olmadığı bir suçu "aile"si için üstlenir. Kısa süreli bir hapisane hayatından sonra huzura ve rahata kavuşacağını düşünürken , razı olduğu paranın satın alamayacağı bir bedeli ödemek zorunda kalır. Hayat hep kahpedir ve en çok sevindiğin anda, verdiği elma şekerini yalamadan elinden alır. Koca bir pışık ya da bir nah işaretidir aslında. Tabi izin verirsen daha fazlasını da alıp götürür. Bu yüzden bazen üç maymunu oynamak zorunda kalırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıkımı bir fotoğraf karesinden, zamanı kısırlaştırarak izleriz filmde. Kilit noktalar yutulur, ahlak sorgulanmaz, olması gereken yerine istenildiği gibi verilir hikaye kadrajdan ve sonuç mükemmeldir. Ucuz bir hikayenin basitten kaçınılmış, müthiş, şiirsel anlatımı 3 maymun' dur.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-3137318216907761949?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/3137318216907761949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=3137318216907761949' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3137318216907761949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3137318216907761949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/01/3-maymun.html' title='3 Maymun'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7405652252838324686</id><published>2008-12-29T10:18:00.000-08:00</published><updated>2009-01-21T09:29:40.361-08:00</updated><title type='text'>Vanilia Sky</title><content type='html'>Geçenlerde izleyince anladım ki bu film en sevdiğim film. O kadar film arasından neden bu film diye biri soracak olursa- böyle sorular soran birileri var mıdır acep? - bencilce tek bir cevap verebilirim, filmin başından sonuna kadar sanki biri beynimi okumuş, oradaki tüm anılarımı, tüm korkularımı insafsızca kaleme almış gibidir. Film en zayıf yönlerimi, en çok sevdiğim şeylerle harmanlayarak karşıma çıkarmış gibi...Bana hissettirdiği şöyle bir duygu;  en çok istediğin şeyin ellerinden çaresizce kayıp gitmesi, hiç değişmemene rağmen ve seni sen yapan herşey hala yerli yerindeyken o şeye ömrü billah bir daha ne yaparsan yap kavuşamamayacağını bilmen gibi..Kangren olmak gibi belki de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılış sahnesindeki yalnızlık korkusunun kabus hali, yükseklik korkusu, Radiohead, Sigur Ros... Her seferinde hayatında hiç ağlamadığın kadar ağlamak ve acıya müptela bir mazoşist gibi sürekli kafanda belirlediğin bir sonu başkasının kisvesinde, karşında izlemek. Tom atla hadi, yeniden ayağa kalkmak için ve yeniden düşmek için sonsuzda salın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7405652252838324686?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7405652252838324686/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7405652252838324686' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7405652252838324686'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7405652252838324686'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/vanilia-sky.html' title='Vanilia Sky'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-5690223794960245444</id><published>2008-12-17T08:11:00.000-08:00</published><updated>2008-12-17T09:40:11.998-08:00</updated><title type='text'>The Nines</title><content type='html'>&lt;a href="http://robotvszombie.files.wordpress.com/2008/01/thenines.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 435px; CURSOR: hand; HEIGHT: 642px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://robotvszombie.files.wordpress.com/2008/01/thenines.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Varoluşçuluk akımının izlerine baştan sona bürünmüş The Nines bitecise 2008 yılında If kapsamında izleyiciyle buluştu.Klasikleşen bu cümleyi düzeltmem gerekirse The Nines, Türk izleyicisiyle 2008 yılında If kapmasında buluştu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Saçmasapan bir giriş yapmama rağmen varoluşçuluktan da geri kalmış değilim.(İçki içip yazmayı seven biri olduğumu eklersem okuyan birileri varsa vaziyetimi anlasın buradan.)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 425px; CURSOR: hand; HEIGHT: 600px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.ichatgay.com/img_blog/ryan_reynolds_the_nines.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tim Burton sevenlerinin yakından tanıdığı,Corpse Bride,Big Fish filmlerinin senaristi John August'un yazdığı ve yönettiği The Nines üç kısa filmden oluşuyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlk film The Prisoner.Ev hapsine çarptırılmış ünlü oyuncu bu süre zarfında kendisi gibi ev hapsinde olan yan komşusuyla ilişkilerini ilerletir ama gardiyanı bundan pek fazla hoşnut kalmaz ancak bu üçlü ilişki oyuncunun aslında sandığından çok daha farklı bir kişi olduğunu anlamasına neden olur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İkinci film Reality Television'da ise istediği Tv projesini hayata geçirmesine ramak kalan bir belgesel yapımcısının yaptığı zor bir seçimden sonra hayatını sorgulamak zorunda kalışını izliyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son filmimiz Knowing'de ise bir oyun tasarımcısı ailesiyle orman gezisine çıkar ancak araçları ıssız bir yerde bozulur.Çaresiz kalan tasarımcı karşılaştığı bir yabancıdan yardım almak isterken aslında bulunduğu herşeye çoktan yabancılaştığını anlar çünkü o bir 9'dur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Üç filmde de aynı oyuncular farklı rollerde hep hayatın anlamını,Tanrı'yı ve bireylerin yerlerini sorgulamaktadır.Göbek deliği kaybolan, esrarkeş ve masturbasyon yapan bir Tanrı aramızda dolaşır .Aslında aramızda dolaşan bu varlık Tanrı mıdır?Tanrı 10'sa sen 9'sun.Ya insanlar?İnsanlar 7.Her varlık bir rakama sahiptir ve film inanılmaz derecede karmaşık olmasına rağmen aklınızda neden, nasıl gibi soruların mayalanmasına neden olur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Normal bir sinema izleyicisi için sabır gerektiren bir film.Adı tüm başarısına rağmen az duyulmuş, bence bizde bedavadan da gösterilse rağbet göremeyecek üs bir film.Alıcısına ulaşan bir mektup gibi amacına ulaşması,özündeki soruyu biterken kafamızda oluşturması The Nines'ın özgün havası bile izlemek için yeterli.Evet tam bir entel filmi ama kendimi bu kadar garip hissettiğim film az ve sırf bu nedenden ötürü The Nines son zamanlarda izlediğim ilginç ve başarılı denemelerden biri.Sayısal bir betimlemeyle 4x4'lük.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-5690223794960245444?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/5690223794960245444/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=5690223794960245444' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5690223794960245444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5690223794960245444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/nines.html' title='The Nines'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7976591268642655156</id><published>2008-12-08T07:21:00.000-08:00</published><updated>2008-12-08T07:54:41.031-08:00</updated><title type='text'>Cennet</title><content type='html'>&lt;a href="http://89.149.209.30/images/haber_anasayfa/Cennete-Girisler-Ertelendi.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 360px; CURSOR: hand; HEIGHT: 245px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://89.149.209.30/images/haber_anasayfa/Cennete-Girisler-Ertelendi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Biray Dalkıran'ın alışılmışın dışında,görsel efektlerle bezenmiş,hayal dünyasından oluşan Cennet'i ne yazık ki benim için tam anlamıyla bir hayal kırıklığı.Fragmanını izleyip de bu sefer oldu,birileri Türk Sineması'ndaki kısır döngüden çıktı galiba derken kısır döngünün içine çekiliyorsunuz.Aynı duyguya Hard Candy'i izlerken kapılmış sonunda da koca bir hass.... demişimdir.Gerçi bugün yine midem kaldırıp izlesem yine aynı yorumu yaparım ama bu film için garip bir şekilde üzülüyorum.Üzerine çalışılmış ama eksik kalmış bir son dakika işine benziyor...Herşey o kadar üstün körü ve yapay..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hikaye Can'ı ve onun geçirdiği travma sonucunda oluşturduğu ikincil benliği A'yı anlatıyor.Annesinin hazin öyküsü Can'ın tüm dünyasını baş aşağı ediyor ve sonunda Can'ı  bir hastane köşesinde bir ilaç firmasının deneği haline getiriyor..Acıklı,sarsıcı ve yaratıcı bir öykü gibi görünmesine rağmen bütün bu unsurladan arındrılmış,içi boşaltılmış ve sadece derdi filmin ana fikrini bir an önce ortaya koyup gitmek olan sığ bir filmle karşı karşıyayız. O kadar çok açık nokta ve o kadar çok kızılacak yön var ki filmde nereden başlayacağınızı şaşırıyorsunuz...Kelimeleri elinden alınmış bir çizgi roman gibi.Herşey  görsel ve duygusuz bir film.Yaratıcılık ne yazık ki sadece görsellikten geçemiyor söz konusu sinema ise ya da benim görsellikten anladığım Sin City'deki o ayrıntılarda gizlidir.Frank Miller o yapay ortamın en küçük yağmur damlasını bile hissettirirken,Emrah filmlerinde bile yazık bu çocuğa bitsin çilesi diyebilirken,Biray Dalkıran'da yazık olmuş diyebiliyorum filmin sonunda.Can'ın Cennet'i benim cehennemim oluyor ve yarım ağızla kalkıyorum filmin başından. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7976591268642655156?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7976591268642655156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7976591268642655156' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7976591268642655156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7976591268642655156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/cennet.html' title='Cennet'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-8243787697603519267</id><published>2008-12-06T23:30:00.000-08:00</published><updated>2008-12-06T23:33:04.588-08:00</updated><title type='text'>Tillsammans-Birlikte</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://images.amazon.com/images/P/B0000YEEPI.01._SCLZZZZZZZ_.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 349px; CURSOR: hand; HEIGHT: 475px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://images.amazon.com/images/P/B0000YEEPI.01._SCLZZZZZZZ_.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşte böyle buhran dolu günlerde izlenebilecek bir film...2001 İstanbul film festivalinde gösterilmiştir.Yönetmeni ise Lukas Moodysson...1975 yılında bir arada yaşayan bir grup sıradışı insanın arasına evin sahibinin ablası ve çocuklarıyla katılmasıyla olaylar başlıyor...zira evdeki insanlar komünist ve yeni misafirlerinden kendileri gibi olmadıkları için hoşlanmıyorlar pek...bu garibim göçer aile et yiyor suç oluyor,televizyon yasak,hatta çocukların dayısı humusla ilgili öyle bir konuşma yapıyor ki çocuklar kadersizce sırf konuşma bitsin diye yemek zorunda kalıyorlar...ve iki tarafta birbirlerine birçok şeyi katarak alışmaya başlıyorlar..bu filmin her sahnesi çok güzel,basit ve komiktir.....bu arada benim favorim Lena' karakteridir,bu kadar iğrenç bir adama başka bir filmde rastlamak mümkün gibi gözükmüyor pek ve bir de Klasse'nin saç şekli mükemmel...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 165px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.moziplussz.hu/kepek/kritika/tillsammans.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-8243787697603519267?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/8243787697603519267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=8243787697603519267' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/8243787697603519267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/8243787697603519267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/tillsammans-birlikte.html' title='Tillsammans-Birlikte'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-8813144327610523645</id><published>2008-12-06T23:19:00.000-08:00</published><updated>2008-12-07T06:44:04.876-08:00</updated><title type='text'>Muson Düğünü</title><content type='html'>&lt;a href="http://ecx.images-amazon.com/images/I/417BPXMX26L._AA240_.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://ecx.images-amazon.com/images/I/417BPXMX26L._AA240_.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Uzun zamandan beri izlediğim ilk Hint filmi de Muson Düğünü oldu.Mira Nair bu filmde bir düğün arifesinde ve düğün üzerinden hikayesini anlatıyor..Batı tarzında çocuklarını yetiştiren aile biricik kızlarını evlendirme telaşındayken,ailedeki tüm gizli sırlar bu süre zarfında tek tek ortaya çıkıyor ve filmde hassas noktalar bunaltmadan ama mesajını da vererek ,farklı bir bakış açısıyla ele alınıyor...Aile içi cinsel tacizden tutun,ailenin batı ve doğu kültürleri arasında sıkışıp kalmış kimliklerinden,evlilik öncesi ilişkiye kadar birer birer izleyicinin gözlerinin önüne sunuluyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmdeki özellikle dört karakter bana gerçekçi geliyor.Kızın babası,kuzeni,düğünü organizatörü ve evin hizmetçisi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kızın babasının aile içi cinsel tacize karşı göstermiş olduğu tepki ve hissettiği acı o kadar güzel yansıtılmış ki,aynı duyguları ben de hissediyorum çünkü karşımda gerçekten yıkılmış bir adamın potresi duruyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kızın kuzeni ise yıllarca gördüğü cinsel tacizi sırf başkasını korumak amacıyla anlatmak zorunda kalıyor ki bu tüm aileyi de karşısına almak demek ama Riya oldukça güçlü ve ayakları üzerinde durmaya alışkın biri,tüm bu risklere göğüs gerip,kendi yaşadıklarını başkası da yaşamasın diye tek başına gerçeği haykırıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;En eğlenceli ve en sevdiğim karakter ise bu düğün organizatörü oldu..Elinde cep telefonu,patronun arkasından atıp tutan,yüzüne karşı ise övgüler yağdıran,düğünlerin içerisinde olmasına rağmen evlenmemiş olan bir karakter ve filmin en tatlı karakteri benim için.Evin hizmetçisiyse;kendi bir şekilde eğitmeyi başarabilmiş,kırılgan ve karakterli bir kız. Film belki kült olabilecek özelliklere haiz değil ama canınızın çok sıkıldığı birgünde sizi keyiflendirebilecek kadar güzel.Öneririm.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-8813144327610523645?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/8813144327610523645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=8813144327610523645' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/8813144327610523645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/8813144327610523645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/uzun-zamandan-beri-izlediim-ilk-hint.html' title='Muson Düğünü'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-3056371075847404933</id><published>2008-12-06T23:11:00.000-08:00</published><updated>2008-12-06T23:17:37.449-08:00</updated><title type='text'>Europa-Suç Unsuru-Salgın</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://images.amazon.com/images/P/0780023277.01._SCLZZZZZZZ_.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 344px; CURSOR: hand; HEIGHT: 475px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://images.amazon.com/images/P/0780023277.01._SCLZZZZZZZ_.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Trier sinemasının ilk örneklerinden.Trier,sinemanın en çok eleştirilen,tartışılan,alışılagelmiş tüm kalıpları delerek yepyeni akımlar ve anlatım tekniklerini yaratan ve benim için en iyi yönetmenlerinden biri.Kimi zaman sınırlar,dekor belirsizleşiyor,tebeşirle çizilmiş kasabanın sınırları içerisinde acı bir hikayeyi izliyoruz,kimi zaman basit çekim teknikleriyle,belli kurallar çerçevesinde yepyeni birşey sunuyor,ses yok,ışık kötü ama bu unsurlar filmi farklı bir yere oturtuyor,çıplak çekimle karakterlerini ön plana çıkarıyor ve adına Dogma diyor,kimi zamansa ışık-renk unsurları ön planda oluyor ya da bazen bir yönetmeni sınırlayarak ondan imkansıza ulaşmasını istiyor...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 533px; CURSOR: hand; HEIGHT: 800px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://i.pbase.com/o6/18/613318/1/70123583.1Yncm5u3.europa08bisQ.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tüm çabalarına rağmen bazen onun farklı birşeyi yapmak için saçmaladığı ve insanlara bunu yutturduğu,bu yüzden de çalışmalarının sinema açısından hiçbir değere sahip olmadığı söylenirken,kimileri de onun dahi olduğunu iddia eder.Bence bu saçma denilen şeylerden bir akım yaratılıyor ve insanlar da bunu beğeniyorsa ve yutturabiliyorsa zaten bu onun bir dahi olduğunu da gösterir sinema açısından...Sinemanın kısıtlanmasını ve belli kalıplara uymak zorunda oluşunu hiç anlayamışımdır... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gelelim Europa,Suç Unsuru ve Salgın'a....Filmlerdeki ortak özellik hipnoz sahnelerinin yer alması,hatta üç filminde bir hipnoz seansı izlenimi yaratması....Europa,siyah beyaz atmosferiyle uykuda hissini verirken ani renk değişimleriyle bir anda uykudan uyanır gibi olursunuz.Suç Unsur ve Salgın filmlerindeki atmosfer ve hipnoz sahneleri Europa'ya göre daha rahatsız edicidir. Üç film arasında dikkatimi çeken diğer bir noktaysa üç filmin ana karaterlerinin ,yaptığı işteki sorunu her ne pahasına olursa olsun çözmek için azimli görünmeleri ancak zamanla bu sorun her neyse onun bir parçası haline gelmeleri....Trier'in karakterlerinin de farklı bir özelliklerinin olduğunu söylemek mümkün belki de bir kahraman olabilecekken yenilmeleri ve zıt karaktere bürünmeleri buna bir örnek olabilir.Kısacası Trier filmlerinde sinemanın unsurlarıyla teker teker oynayarak çok özgün filmler ortaya çıkarıyor.Bu üç film de bu anlamda özel bir yere sahip. Özellikle de Europa..&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-3056371075847404933?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/3056371075847404933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=3056371075847404933' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3056371075847404933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3056371075847404933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/europa-su-unsuru-salgn.html' title='Europa-Suç Unsuru-Salgın'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-727916971638987515</id><published>2008-12-06T23:04:00.000-08:00</published><updated>2008-12-06T23:09:31.273-08:00</updated><title type='text'>I am Dina</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://img.photobucket.com/albums/v147/biotoxic_sushi/Layouts/IamDina.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 800px; CURSOR: hand; HEIGHT: 450px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img.photobucket.com/albums/v147/biotoxic_sushi/Layouts/IamDina.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;2003 yapımı mükemmel bir film,öyle ki her akşam gözümün önünde olsun diye filmlerim arsında özel bir yerde muhafaza ederim.Tavsiye üzerine film izlemeye alışkın değilim,ama zevkine güvendiğim insanların önerdiği filmlerde bugüne kadar hiç kötü bir filmle karşılaşmadım ki Dina da onlardan biri. Filmin en büyük özelliği insan doğasını tam anlamıyla kavramış ve herbir karakterin iç dünyasını da başarıyla anlatabilmiş olması.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dina küçük yaşta çok sevdiği annesinin üzerine dev bir çamaşır kazanının devrilmesine neden oluyor.Annesini kaybetmenin,özellikle de bir oyun nedeniyle ölümüne neden olmasının Dina'nın üzerindeki etkisi babasının tokadıyla daha da bir sarsıcı hale dönüşüyor.Dina'nın tüm çocukluğu elinden alınıyor ve ışık almayan bir tavan arasında kendi karanlığına gömülüyor.Öfkesi dinen baba kızını artık insan arasına karıştırmaya kalktığında ise yabani bir hayvanla karılaşıyor...Öfkeli,saldırgan Dina bu hırçınlığını çellosunda dindiriyor.Dina'nın tüm nağmeleri yakın aile dostları olan Jacob'ın dikkatini çekiyor ve Dina babası yaşta Jacob'la evlendiriliyor.Dina için bu bir yıkım değil,kimliğini keşfetmesi için iyi bir fırsat oluyor.Dina kadınlığının ona verdiği tüm güçlerden yararlanarak erkekleri parmağında oynatıyor.Ne sevdiğini söylemekten korkuyor,ne de diğer şeylerden.Dina için bugüne kadar yapılan en güçlü feminist filmlerinden biri diyebiliriz.Aslında feministlik derken Dina erkeklerden nefret edip onlara aşağılık muamelesi yapmıyor,kendisini bir et parçası olarak gören tüm erkeklere aslında bunun insanın canını ne kadar yakabileceğini de gösteriyor.Ve Dina ancak gerçek aşkı bulduğunda ona sahip çıkıyor.Kısacası film gerek kurgusu,gerek oyuncuları ve gerekse görselliğiyle izlenmeye değer.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-727916971638987515?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/727916971638987515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=727916971638987515' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/727916971638987515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/727916971638987515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/i-am-dina.html' title='I am Dina'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-3069587914648769363</id><published>2008-12-06T22:58:00.000-08:00</published><updated>2008-12-06T23:02:17.460-08:00</updated><title type='text'>Perfect Lover</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tulumba.com.tr/mmTULUMBA/Images/VIFR001188_250.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 250px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tulumba.com.tr/mmTULUMBA/Images/VIFR001188_250.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Parfait Amour,adı türkçeye Kusursuz Aşk olarak çevrilen film,ilginç bir aşk hikayesini anlatır.Uzun zamandır izlemeyi planlıyordum bu filmi,ne kadar çok merak ettiğimi bilen arkadaşlarımdan biri Türkçesi Mükemmel Aşk olan başka bir filmi,bu film zannedip hediye etti.Tabi hediye etmeden önce de tartışmak amacıyla izlemiş,”Sen de izledikten sonra film hakkında konuşuruz değil mi” diyerekten bir kaş havada,sanki bir savaşı kazanmış gibi,muzzafer bir edayla gitti..Çaresiz o film,bu film değil ki diye içimde yankılanan sesimle,bilgisayarımın başına çöküp,nefret ettiğim tarzda bir aşk filmini izlemeye başladım...Film komedi filmi..Aşk filmlerini,özellikle de romantik komedi filmlerini sevmiyorum,önyargılı da değilim ama genellikle bu tip filmler bana hitap etmiyor çünkü psikolojik gerilim filmlerini seviyorum.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kahramanımız Guy..Guy;utangaç,ne işte ne de aşkta başarılı olamamış bir plastik tasarımsıcısı,yıllar öncesinde delicesine aşık olduğu bir kadını kiraz yedirirken öldürüyor ve ona kavuşmanın hayaliyle çareyi tarif ettiği özelliklerde tasarlanmış olan bir robotu satın almakta buluyor.Başlıyor mutluluğunu tarif etmeye..Benim robotumun dudakları küçük olsun,gözü böyle,kaşınını kaldır,akıllı olsun,ben ne seversem o da sevsin,maç izlesin,pastırmalı yumurta yesin ,yedirsin,giymesin giydirsin...Uzun bir liste sonucunda geçmişten bir gölge geleceğe taşınıyor ve Guy huzur içinde istediği kadına kendi istediği özellikleri de katarak mutluluğu yakalıyor..İşte aşk böyle olmalı,baktıkça içi acıyor,gözleri yaşarıyor,ama robotta tık yok..Bir ekmek kızartma makinesine aşık olunabilir,peki o bana aşık olabilir mi?Mümkün mü?Mümkün tabi,eğer bu robot aynı zamanda öğrenme güdüsüne de sahipse,benden feyz alarak öğrenebilir gibisinden sorularla,robotun üretildiği fabrikada soluğu alıyor almasına da ,üreticinin cevabı tokat gibi akşediyor suratında.İmkansız..O bir robot,insan görünümünde olması ona hiçbir özellik katmıyor..O bir ekmek kızartma makinesi,ötesini bekleme..Guy bu sevilme olasılığına takıp,bir çözüm bulmaya çalışırken,çok farklı bir gerçekle yüzyüze geliyor..Herşey baş aşağı oluyor.....&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;3 ödüllü bu filme 10 üzerinden puan veremem,sadece şunu söyleyebilirim,film bana 2046’nın ucuz bir versiyonunu izliyormuşum gibi geldi kimi sahneleriyle...Belki de bu yüzden burun kıvararak izledim biraz da..Orjinallikten yoksun bir komedi filmi ve hiç güldürmüyor,romantik desem o da değil,robotların dünyasından payını almış bir yapaylık içerisinde tutkulu aşkı,özlemi anlatmaya çalışmış ama hiçbir şey hissettirmiyor.Filmin anafikri hoş,bir robotla bile olsa,aşk mükemmel değildir,yaraları muhakkak vardır..Aşk hakkında benim aklımda kalan tek bir söz var bunca dinlediklerim arasında..Zamanında bir arkadaşımın bana ettiği bir beddua desem daha doğru olur...Aşk tek taraflı bir yanılgıdır,iki taraftan bir aşık olduğunu farkeder,diğeri yanıldığını...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-3069587914648769363?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/3069587914648769363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=3069587914648769363' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3069587914648769363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3069587914648769363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/perfect-lover.html' title='Perfect Lover'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-778370070330353406</id><published>2008-11-25T09:58:00.000-08:00</published><updated>2009-05-16T09:05:31.955-07:00</updated><title type='text'>Kaidan</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.avistaz.com/wp-content/uploads/2008/05/kaidan.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 398px; CURSOR: hand; HEIGHT: 553px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.avistaz.com/wp-content/uploads/2008/05/kaidan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hideo Nakata tarafından 2007' de çekilen Kaidan, izlememiş olmama rağmen bugün birçok sitede 1964'te &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0462030/"&gt;Masaki Kobayashi&lt;/a&gt;'nin çekmiş olduğu Kwaidan'la karıştırılmakta. Sanıyorum diyeceğim çünkü Kwaidan bildiğim kadarıyla dört farklı öyküden oluşurken, Kaidan tek bir öyküden yola çıkıyor ve Kwaidan' daki dört öyküden herhangi biri de değil. Bu iki film arasındaki ortak nokta hikayelerin intikam arayan ruhlarla ilgili olması.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaidan'da tefecilik yapan Soetsu zamanı gelince parasını tahsil etmek için alacaklı olduğu Shinzaemon'a gider ancak Shinzaemon parayı vermek şöyle dursun istemee nasıl cürret edersin gibi beylik sözleriyle Soetsu'ya gününü gösterir. Laflarını anlamamazlıktan gelip alttan alarak kurtulucağını sanan Soetsu, Shinzaemon tarafından hakkın rahmetine kavuşturulur ancak Soetsu ölmeden önce beddua etmekten geri kalmaz. Lanet üzerine olsun deyip bence içinden de epey saydıran temiz yüzlü tefecinin ahı tutar ve Shinzeamon'un vj Bülent kılıklı oğlu Soetsu'nun yaşlı ve güzel kızına aşık olur. Aslında bu öyle çok zor bir olay da değildir çünkü babasının ters tavrına ve katı yüreğine karşın oğlu tam bir aşk ve sevgi adamıdır. Kendisine bir kez nezaketen bile gülen kadınlara kolaylıkla aşık olup ötekine tekmeyi basabilmektedir. İşte yine birgün yanında sığıntı olarak çalıştığı Soetsu'nun kızına bir başka kıza çiçek verirken yakalanır ve lanet çarkları dönmeye başlar.Soetsu'nun kızı ise çirkefliği elinden bir an olsun bırakmamaya and içmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ulan benim paramlan adam mı oldun da, çiçeği koparıp millete dağıtıyorsun", diye yeri göğü inletir. Shinzaemon'un oğlu ise küstahtır, hiç oralı olmaz ve kavga başlar, hem haksız hem de güçlüdür ve kızı susturmak için şiddetin tek çare olduğunu anlar. Bir dokatla yere serilen kız kaşının feci şekilde yarılması sonucunda bir ayı geçmeden canavara dönüşerek acılar içinde ölür, esas oğlan ise çiçekçi güzeli kızla fingirdemektedir ama Soetsu'nun kızından ömrü billah kurtulamayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi bu filmi daha farklı cümlelerle anlatmayı tasarlamış olsam da ve hatta öykü çok tanıdık dahi olsa da film için söylenebilecek tek şey gerçekten başarılı olduğudur. Özellikle ruhların intikam almak için  belirdikleri  sahnelerde görülen kabuslar birer fotoğraf karesi tadındadır ve Nakata tarzına yakışır şekilde korkutucudur. Kurtuluş imkansız, kurban çaresiz ve belki de ağır bedel ödemektedir. İzleyicisi ise filmin son sahnesine kadar eğer Nakata'nın tarzını seviyorsa aradığını bulacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-778370070330353406?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/778370070330353406/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=778370070330353406' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/778370070330353406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/778370070330353406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/11/kaidan.html' title='Kaidan'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-3474633865249688289</id><published>2008-11-23T10:03:00.000-08:00</published><updated>2008-12-05T02:44:53.272-08:00</updated><title type='text'>The Promise</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://image2.sina.com.cn/ent/d/w/2005-08-15/U105P28T52D435F872DT20050815123946.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 1000px; CURSOR: hand; HEIGHT: 659px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://image2.sina.com.cn/ent/d/w/2005-08-15/U105P28T52D435F872DT20050815123946.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;"Kışlar bahar olabilir ve sönmüs bir kalp yeniden hayata donebilir".&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uzakdoğu sineması insan hayran bırakacak kadar yaratıcıdır.En iyi korku senaryoları,en komik filmler ve en güzel aşk hikayeleri mükemmel efekt ve Doğu'nun kendine has mistik havasından yansır beyazperdeye.Bu benim kendi görüşüm tabi,Kuzey sineması insanların soğukluğuna rağmen ne kadar insancıl ve sıcaksa,Uzakdoğu sineması da Pandora'nın kutusu gibidir,içinden ne çıkacağı belli değildir ve sürprizlerle doludur ve bu sürprizler benim için çoğunlukla güzeldir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 600px; CURSOR: hand; HEIGHT: 280px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://graphics8.nytimes.com/images/2006/04/21/arts/Promise600.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;The Promise de işte bu bilinmezliğin içerisinden Wuxia savaş sanatını aşkla harmanlayan,rüya tadında,görselliğiyle ağızları açık bırakan, aşkı, kaderi (belki de kadersizliği) sorgulayan farklı bir film;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Savaşı,yenilmez bir komutanı,köle doğmamış ama kimliksizliği nedeniyle ruhu köleleşen bir adamı ve duyduğu bir tek sözle yüzünü görmediği bir adama aşık olan ve bir ekmek parçası için aşkı hayatından sonsuza dek silmeye yemin etmiş bir kadının hikayesi The Promise.Birlikte filminin başarılı yönetmeni Chen Kaige'nin son filmi The Promise,Çin'de bugüne kadar yapılan en pahalı film ünvanını da sahip..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-3474633865249688289?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/3474633865249688289/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=3474633865249688289' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3474633865249688289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3474633865249688289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/11/promise.html' title='The Promise'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-3502885799574782379</id><published>2008-11-23T09:46:00.000-08:00</published><updated>2008-12-05T02:45:22.501-08:00</updated><title type='text'>Funny Games</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.britfilms.tv/v3/user_files/Image/FunnyGames_4Sht[1].JPG"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 989px; CURSOR: hand; HEIGHT: 1483px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.britfilms.tv/v3/user_files/Image/FunnyGames_4Sht%5B1%5D.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin hayatta sahip olmak istediği ve sahip olduğunu sandığı şeyler vardır.Bazıları güzel bir ev ister,bazıları iş,bazıları aşk..Bunlara herkesin sahip olması zordur ama bazı şeyler vardır ki hepimiz annemizin karnından öyle doğmuşuzdur..Yalansız,temiz,masum...Peki bunları koruyabilenimiz var mıdır?Aslında evet,hepimiz yalan söyleyenlerden nefret ederiz sanki hiçbirimiz yalan söylememiş gibi..Ama bizimkiler hep pembe,başkalarınınkisi ise siyahtır.Biz her zaman dürüst,haktan,iyiden yanayızdır?Yana mıyız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haneke Funny Games'de hiçbirimizin masum olmadığı gerçeğini yüzümüze vurur.İstediğimiz şiddettir ve Haneke sonuna kadar bunu bize verecektir kötü karakter ölse bile bu işkenceyi yaşatmak için geri dönecektir.Kötü sondan kaçış filmi yarıda kesmedikçe gerçekleşmeyecektir.Saf ve temiz görünümlü,bebek suratlı iki katilin bir gece boyunca aileye yaşattığı işkence kıskacında hepimiz aslında hepsinin bir an önce ölmesini isteriz ama kimse bunu itiraf edemez..İşte bunu yüksek sesle telaffuz eder Haneke,Funny Games'in 2007 tekrar çekiminde..Katillerin tarafını tutar ve izleyiciyi sınırsız acının kaynağına oturtur ve amacına yüzde yüz ulaşarak filmi noktalar..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-3502885799574782379?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/3502885799574782379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=3502885799574782379' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3502885799574782379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3502885799574782379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/11/funny-games.html' title='Funny Games'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-476334147098819711</id><published>2008-05-22T08:15:00.000-07:00</published><updated>2008-12-05T02:46:02.456-08:00</updated><title type='text'>Buzdan Hayaller</title><content type='html'>&lt;a href="http://img152.imageshack.us/img152/2043/sysysysyszm4qg6.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img152.imageshack.us/img152/2043/sysysysyszm4qg6.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmde Kuzey İzlanda'da bir fiyortta yaşıyan Noi'nin öyküsü anlatılıyor.Noi yaşıtlarına göre oldukça zeki bir çocuk ve tek amacı buz gibi kasabasından uzaklara gitmek...Buzdan Hayaller çok yalın ve hayatın içinden...Bir çoğumuzun yapmak istediği şeyin yani yepyeni bir hayata başlamanın hayali üzerine yazılmış bir öykü...Ancak film bazen bu kaçılası hayata bile şükretmek gerektiğini acı bir şekilde ortaya koyarak noktalanıyor..Ogüne kadar farkında olmadığınız aslında hayatınızda çok önemli bir yere sahip olan herkesi bir günde kaybetmek ve hayata yapayalnız bir şekilde sırf kendine tutunarak başlamak...Bu film bana özellikle bugünlerde hayatımda çok önemli bir yere sahip kişiyi kaybettiğim için çok şey ifade ediyor&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-476334147098819711?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/476334147098819711/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=476334147098819711' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/476334147098819711'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/476334147098819711'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/05/buzdan-hayaller.html' title='Buzdan Hayaller'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7008415384060702676</id><published>2008-05-22T08:05:00.000-07:00</published><updated>2008-12-05T02:46:20.180-08:00</updated><title type='text'>Öldürme üzerine kısa bir film</title><content type='html'>&lt;a href="http://img523.imageshack.us/img523/3500/ldrmezerinehi3.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img523.imageshack.us/img523/3500/ldrmezerinehi3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yönetmenimiz Krzysztof Kieslowski,Üç renk filmiyle adı sıkça duyulmuştur. Filmimiz başlarda biraz komik,öyle ki taksi şoförü bugüne dek gördüğüm en aksi ama bir o kadar da şeker bir karakter...Eşinin kendisi için hazırladığı yemeği köpeklere yedirip,"alın da siz zıkkımlanın"diyen(sahneyi izlemek gerek),kedilerden,kanişlerden nefret eden ama yolda çocuklara da yol veren bir adam... Sonra katilin hayata bakışı yansıtılıyor...Tam anlamıyla ne olduğunu veya nereye ait olduğunu bilmiyor......Üst geçitten attığı taşla trafik kazasına neden olan,uçlarda gezinen 21 yaşında bir genç... Film sonlara doğru iç sıkan bir havaya bürünüyor..21 yaşındaki gencin bir canavara dönüşmesi,şiddetin açıkça gözünüzün önüne serilmesi..İdam sahnesi ve idam mahkumunun son konuşması ....Ama filmdeki şiddet sahneleri şiddeti destekleyen ya da şu action filmlerindeki gibi gösteren türden değil..Aksine taş gibi içinize oturan ve acıtan türden...İşin garip yanı bu cani adama gerçekten üzülebiliyorsunuz.... Öldürme üzerine kısa bir film "öldürme"yi iki taraflı ele alıyor aslında..Katilin kurbanını öldürürkenki ruh hali bir tarafta,kurbanın ise çırpınışları diğer bir tarafta.....Daha sonra değişen yerler ve idam sephasında katilin öldürülmemek için verdiği çaba....Ve cellatlarının günlük bir işi sanki bir an önce bitirmek istemeleri...İlginç bir film ama tam anlamıyla ilginç ve de güzel..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7008415384060702676?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7008415384060702676/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7008415384060702676' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7008415384060702676'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7008415384060702676'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/05/ldrme-zerine-ksa-bir-film.html' title='Öldürme üzerine kısa bir film'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-4962681406934382897</id><published>2008-05-22T07:55:00.000-07:00</published><updated>2008-12-05T02:46:35.409-08:00</updated><title type='text'>Toni Takitani</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.wileywiggins.com/tonytakitani.png"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.wileywiggins.com/tonytakitani.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Uzakdoğu filmlerine aşık biri olarak bu Japon filmini de büyük umutlarla almıştım..Bildiğim kadarıyla çok güzel bir kitaptan uyarlamaydı..Kitabın özünü koruyarak mı çekilmiştir,kitabı yansıtmada ne kadar başarılıdır bilemiyorum ama benim de kişisel görüşüm okuduğum yorumlardakiyle aynı olacaktır;bundan kastım film sanki görsel olarak bir kitabı okumaya benziyor..Sayfaları çeviren el görünmez bu sefer....Her bir kare yavaş yavaş çevriliyor adeta.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film annesini kaybetmiş,yalnız başına yaşamaya alışmış Toni Takitani'nin öyküsünü anlatıyor..Toni bir Japon fakat savaş sırasında babası askerdeyken,Amerikalı bir arkadaşı Toni'nin babasına doğacak olan oğluna kendi adını yani Toniadını vermesini rica ediyor fakat olan Toni'ye oluyor..İsminden dolayı da hiç arkadaşı olamıyor...Toni ise yalnızlığını kağıtlarla paylaşıyor,çizme konusundaki yeteneği ona yalnızlığını gidermede bir anahtar oluyor ve bu sayede bir kadınla tanışıyor..Oldukça genç ve güzel hanımefendi ise kıyafetlere düşkün bu düşkünlüğü ise hastalık olarak kalmayıp ne yazık ki ölümüne neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://paveldanton3.googlepages.com/TonyTakitani20042.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film inanılmaz temadan kaynağını alıyor.Yıllarca yalnız olan biri için insanlara alışmak zordur,alıştıktan sonra kaybetme korkusu öylesine içinize yer eder ki bir süre sonra nefes almak bile can yakar,kaybedince ise yalnızlık bir hapishane halini alır..Belki de zor olan insann kendisine alışmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filme gelince,bu temadan hem romana bağlı kalarak,hem de yaratıcılıkla inanılmaz bir kurgu çıkabilecekken,bazı sahneler anlaşılması güç olduğu için dış ses yardımıyla anlatılmış...En önemli sahneler ise bu sesten nasibini almamış.Komik olan ise Toni karakterinin gençlik dönemlerinin,yaşlılık dönemlerinin aynı oyuncu tarafından canlandırılması....Görüntü için bu kadar emek harcanırken böyle bir durum nasıl atlanmış anlamış değilim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-4962681406934382897?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/4962681406934382897/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=4962681406934382897' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/4962681406934382897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/4962681406934382897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/05/toni-takitani.html' title='Toni Takitani'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-4045854548118533139</id><published>2008-05-22T07:45:00.000-07:00</published><updated>2008-12-05T02:47:12.571-08:00</updated><title type='text'>İntikamı en iyi kadın alır....45</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.worstpreviews.com/images/posters/point45/point451_large.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.worstpreviews.com/images/posters/point45/point451_large.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İğrenç filmler izledim ki hala da izliyorum ısrarla izlemeye devam edeceğim..Nedense iğrenç tüm filmler beni daha mutlu ediyor,acayip eğleniyorum ve huzurlu şekilde uyuyorum çünkü zaçma...İşte bu kulvarın bir numarası,gözümün bebee yepyeni bir film.. 45...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milla Jovovich'in güzel yüzüynen açılıyor sahne..Başlıyor bronz teniyle bir kumsalda başından geçenleri anlatmaya..Dertli belli ama zafer de kazanmış netekim..Bu benim hikayem diyor,sevdiği adam,Big Al adında bir gangster ve etrafındaki herkes bu adamdan azrail gibi korkuyor ama Kate(Milla) adama delicesine aşık..Adamı öve öve bitiremiyor..Big Al çok haşmetlidir diyor,izbandut,çam deviren,pörtlek gözleriyle Big Al ağır çekim yürüyor....Yazın zıcağında giydiği vatkalı deri monttan da kaynaklanabilir bu balon gibi şişmiş hali....Yağlı saçları rüzgarda bir kez dağılıyor o da gözünün içine giriyor ve Kate devam ediyor Big Al'ı tarif etmeye..Sevgi doludur,kıskançtır..Big Al bir boğa gibi burnundan solurken görünüyor ekranda,bu etee giyme dedim sana,barda başın önünde içicen içkini diye hışımla Kate'in üzerine yürüyor..Tabi hikaye ve Kate'in suratı da değişmeye başlıyor ..Ama herşey yolunda gidemez di mi gibisinden bu basit filmin en önemli sorusunu soruyor Kate....Bu sırada da bugüne kadar izlediğim en kötü dayak sahnesi gözlerimin önünde beliriveriyor.....Bu dayağın sonucunda aklı başına gelen Kate yemin ediyor intikam almaya ve önüne gelen herkesi bu amaç doğrultusunda kullanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok ince konulara değinmişler ama sonuç tam bir komedi filmi..Kadına uygulanan şiddetti eleştirmeye ve bundan bir azim öyküsü yaratmaya çalışılmış ama bence kadını daha çok aşağılayan bir film ortaya çıkmış ..Şöyle ki yediği dayağın öcünü almak için Kate'in sadece güzelliğini kullanıyor olması akla bir tek şu soruyu getiriyor,bir kadın sadece güzel olduğunda mı istediğini elde edebilir?Filme göre evet..Çünkü filmdeki intikam planı çok komik ve basit..Akıldan eser yok....Yani Kate çirkin bir kadın olsa istediği şeyi hayatta yapamaz ve intikamın i'sini bile aklından geçiremez....Bu filmin kulvarını belirlemek gerekirse üçüncü sınıf filmlere iyi bir teşkil olduğunu söylemek yanlış olmaz...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-4045854548118533139?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/4045854548118533139/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=4045854548118533139' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/4045854548118533139'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/4045854548118533139'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/05/intikam-en-iyi-kadn-alr45.html' title='İntikamı en iyi kadın alır....45'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-5920783897922769436</id><published>2008-05-22T07:35:00.000-07:00</published><updated>2008-12-05T02:47:32.719-08:00</updated><title type='text'>Almanya'da bir Türk kızı</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://img512.imageshack.us/img512/1024/almanyadabirturkkiziposig1.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img512.imageshack.us/img512/1024/almanyadabirturkkiziposig1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Evet, bu haftanın saçma filmini izlerken uzaklara gitmedim ve Neşe Karaböcee'in bir filmini izledim..Mevlam ne güzel filmler yaratmış zamanında..... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neşe Karaböcek filmde,basit bir köylü kadını..Öyle anlatılıyor hatta filmin çoğu kısmında bu repliği kendisinden sıkçana duyuyoruz.Kocası zamanın modasına uyup,Almanya'ya çalışmaya gidiyor....Geri dönmüyor bir daha da..Neşecik hergün postacı yolu bekliyor,gözleri uzaklara dalıyor,birgün istediği şey oluveriyor ve kocası dönüyor ama yanında hoş ve çılgın bir Alman kızıyla...Neşe'nin suratına bile bakmıyor.Bizim Neşe'ciğimiz ise çaresiz "Murat Murat "diye sızlanmaktan başka hiçbir şey yapamıyor..Murat eğlence adamı olmuş..Kamp ateşinde Alman kızla dans edip,elinden şarap içerken ne edicek..Neşe'ye Heghh,yettin deyip öyle bir hönkürüyor ,hızını alamayıp ertesi günü Almanya'ya dönüyor....Tabi Neşe boynunu bükmüşken tam da bir bebek beklediğini öğreniyor ve Almanya'ya kocasına mutlu haberi vermeye gidiyor..Sonra da şans yüzüne gülüyor ve ses san'atçısı olup çıkıveriyor işte...Yaz günü köy meydanında kırmızı şemsiyesi ve ümüğüne kadar kapalı bir elbiseyle salına salına yürüyor....Murat'ı da kendine aşık edip peşinden koşturuyor...Bu filme yer yer hoş Neşe Karaböcek şarkıları eşlik ediyor ve film mutlu soninen bitiyor..Neşe Karaböçcek filmin sonunda da güzel güzel sesini titreterek kapanışı yapıyor.Mükemmel bir yapım..Kaçırmayın....&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-5920783897922769436?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/5920783897922769436/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=5920783897922769436' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5920783897922769436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5920783897922769436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/05/almanyada-bir-trk-kz.html' title='Almanya&apos;da bir Türk kızı'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-2631969147538734517</id><published>2008-05-22T07:23:00.000-07:00</published><updated>2008-12-06T23:52:24.931-08:00</updated><title type='text'>Duygu İmparatorluğu</title><content type='html'>&lt;a href="http://movie.yesky.com/movie/cover/286/4786_001.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://movie.yesky.com/movie/cover/286/4786_001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ucuzcu tezgahın en köşesinde,içeriği açısından da ucuz filmlerin arasında bulduğum bir film ...Sıkılmış bir şekilde bir an önce şunlarını parasını ödeseler de gitsek derken gözüme filmin arka kapağından çarpan bir resim..Yarı çıplak haldeki bir kadın ve bir erkeğin,kan revan içinde,bıkmış ve kurtulamamış yüzleri... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlerlemiş yaşına rağmen çok genç gösteren,evli ve çocuklu bir kadın ve askerden yeni dönen bir adamın yasak aşkları..Başlarda bu genç adamın ilgisine kahkahayla gülüp geçen kadın,daha sonra hislerine bir şekilde yenik düşer ve hatta genç aşığının ısrarlarına dayanamayıp,sevgilisiyle birlikte kocasını öldürür..Aşk,sadakat,ahlak gibi değerleri temeline alan ve yıllarca kulaktan dolma bilgilerle hakkında üstün körü bilgi sahibi olduğum Duygu İmparatorluğu ne garip şeydir ki porno statüsüne konmaktadır..İzlediğinizde ise filmin bizdeki köy filmlerinden pek bir farkı da bulunmamaktadır...Öldürülen kocanın hayaletini gördüğünü söyleyen ve dedikodunun peşini bırakmayan köy halkı bana Yılanı Öldürseler'i hatırlatmadı değil...Aslında Duygu İmparatorluğu çekildiği dönem itibariyle de Japonya'daki erotik film furyasına oldukça uzak ....Öldürülen kocanın hayaleti ve kadındaki vicdan azabı sayesinde yer yer Macbeth'i andıran,köy dedikodularıyla Yeşilçam'a yakın farklı anlatıma sahip bir film..Etiketlemelerle,sıfatlarla kafayı bozmuş yurdumun tozlanan tezgahlarında bulanabilecek bir film mi desem daha doğru olur bilemiyorum..&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-2631969147538734517?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/2631969147538734517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=2631969147538734517' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/2631969147538734517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/2631969147538734517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/05/duygu-imparatorluu.html' title='Duygu İmparatorluğu'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-5960297971574289814</id><published>2008-05-22T02:43:00.000-07:00</published><updated>2008-12-05T02:48:12.017-08:00</updated><title type='text'>Betty Blue - 37°2 le matin</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://static.ideefixe.com/images/198/198443_2.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://static.ideefixe.com/images/198/198443_2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Philippe Djıan'ın ünlü romanından uyarlanan Betty Blue daha çok 37°2 le matin adıyla bilinmektedir..37°2 Betty'nin vücut ısısıdır..Betty ateşin kaynağı gibidir..Çevresindeki herşeye hatta kendine bile zarar vermekten çekinmez..Hayata karşı umursamazdır,istediklerini elde etmekte zorlanmaz,tam anlamıyla kadın kavramı Betty'de vücut bulur..Sıradışı,sorunlu kişiliğine karşın bırakılamayacak,zararlı bir alışkanlık gibidir..Gün geçtikçe tüketen ancak yokluğu yerine yok olmayı tercih ettirecek kadar farklı bir kadındır Betty..Aslında Betty bir garson,sevgilisi ise bir musluk tamircisidir..Basit bir hayatın vazgeçilmez iki kahramanı olarak algılanabilecek bu iki karakter hiçbir zaman onlara çizilen sınırların içerisinde yaşayamayacaklardır..Romanın bir yerinde verilmek istenen düşünceye rastlamak olasıdır..."Hayatta bir takım hedeflere saplanmak, kendine zincir vurmaktır.Mutluluğun varolmadığını, cennetin varolmadığını, kazanılacak ya da kaybedilecek hiçbir şey olmadığını ve hiçbir şeyin özünün değiştirilemeyeceğini anlamak gerekir..Ve bundan sonra insana sadece ümitsizliğin kaldığına inanmak bir kere daha yanılmaktır.Çünkü ümitsizlik de bir yanılsamadır."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film neyi anlatmakta peki?Film güzeller güzeli Betty'nin acıklı öyküsünü anlatmakta.....Sevdiği adamla yaşayan Betty,geçmişin bilincinde yaratmış olduğu baskıya yavaş yavaş yenilmektedir.O herşeye sahip ne diye deliriyor peki?Güzel,onu seven bir adamla birlikte ancak bir bebeği yok onun......Bu bir ur oluyor Betty'nin içinde, gün geçtikçe onu daha hasta,daha muhtaç kılıyor başkalarının akıllarına...Bir tür Cobain laneti..Çığlıkları duyuluyor,sona yaklaşacağı biliniyor ama ellerden kayıp gidiyor....İçindeki yara önce öfkeye daha sonra ise bebeksizliğin yarattığı bir boşluğa dönüşüyor....Oldukça derinden iz bırakarak geçiyor ve sevdiğim filmlerin arasında yerini alıyor..Biterken nedense kadına ağırlık verilen tüm filmlerde olduğu gibi erotik imgesiyle lanetlenmiş filme ne kadar büyük haksızlık yapıldığını görüp bir kez daha sisteme lanet okuyorum çünkü film zamanında bakanlık tarafından açık sahnelerinin çokluğu nedeniyle yasaklanmış....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmi gerçekten çok seviyorum belki de baş karakteri gibi normal bir yaşamın kıskacından impulsif olarak kurtulmak hoşuma gittiği içindir..Zaten romanın ana teması da kaderine razı olmayanların,öfkesini kontrol etmek istemeyenlerin,yüreğinde ateş yananların diye tanımlanmıştır..&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Batacaksam beraber batarız,mutluysam mutlu oluruz:/&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bu arada Betty'i canlandıran Beatrice Dalle'in mükemmel bir oyunculuk çıkardığını da söylemek gerekir..Kendisi Cat Stevens'ın bir zamanlar uğruna şarkılar yazdığı kadındır ve Betty için daha mükemmel bir seçim yapılamazdı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-5960297971574289814?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/5960297971574289814/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=5960297971574289814' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5960297971574289814'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5960297971574289814'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/05/betty-blue-372-le-matin.html' title='Betty Blue - 37°2 le matin'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-4109050984389316180</id><published>2008-05-20T01:58:00.000-07:00</published><updated>2008-12-06T23:56:49.832-08:00</updated><title type='text'>Buz Diyarı</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://img407.imageshack.us/img407/7827/bscap120ty2.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 624px; CURSOR: hand; HEIGHT: 336px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img407.imageshack.us/img407/7827/bscap120ty2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yaklaşık bir sene önce izlediğim Buz Diyarı 2005 senesi Finlandiya yapımı...Uzakdoğu sinemasını sıradışılığı ve yaratıcılığı yüzünden ne kadar çok seviyorsam Kuzey Avrupa sinemasını da soğuk insanlarına rağmen sıcacık ve gerçekçi olduğu için seviyorum..Buz Diyarı da Kuzey Avrupa sinemasının en başarılı örneklerinden biri... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 350px; CURSOR: hand; HEIGHT: 213px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.metroactive.com/papers/metro/03.01.06/gifs/cinequest-0609-frozen.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahte bir 500 Euronun sadece bir kişinin geçici sıkıntısına çözüm yaratması gerekirken birden fazla insanın hayatını nasıl mahvettiğine şahit oluyoruz. Aslında merkeze kendimizi otururtarak aldığımız kararların tek kişilik sonuçları olmayacağı,en basit şeyin bile nasıl bir felaket yaratabileceği,bu felaketten kurtulabilmeyi yada tamamıyla dibe vuruşu etkileyici bir biçimde anlatan bir dram..Çocukça yapılan hatalar,alınan dersler,büyümek,olgunlaşmak,affetmek,mahvolmak üzerine etkisinden kolay çıkılamayacak başarılı bir yapım..Bazen büyürken dibe batabilirsiniz bazen de batarken birilerini de yanınızda sürüklersiniz..Dipten çıkarken batırdıklarınızın omuzları üzerinden yükselirken aslında onurunuzu ayaklarınızın altına almışsınızdır..Farklı ve çarpıcı bir film izlemek isterseniz bu filmi kesinlikle önerebilirim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-4109050984389316180?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/4109050984389316180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=4109050984389316180' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/4109050984389316180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/4109050984389316180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/05/buz-diyar.html' title='Buz Diyarı'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-6961061066090297372</id><published>2008-05-15T01:02:00.000-07:00</published><updated>2009-02-06T08:08:47.466-08:00</updated><title type='text'>Breath- Nefes</title><content type='html'>&lt;a href="http://img73.imageshack.us/img73/9513/photo32955dj2.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img73.imageshack.us/img73/9513/photo32955dj2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kim ki duk’un sinemalardan sessizce geçip giden son filmi Breath,toplum dışı hareketler,boşvermişlik, delilik ve mantık sınırlarında gelip giden insanlar üzerine garip bir öykü..Ne ders alınacak bir film ne de filmde mantık arama çabası gerekli...Boş ev kadar içe dokunur,Yay kadar ütopik,Zaman kadar birbirlerini harcayan insanlardan bahseden bir film.. Aslında ne onları andırıyor ne de onlardan tamamen bağımsız da diyebilirz film için çünkü film öncesinde Kim ki duk çok ciddi bir kaza geçirir ve hayata bakış açısı değişir..Breath bu yeni bakış açısının ilk örneği olarak karşımıza çıkar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendine çizilen sınırlar içerisinde,bir anne ve bir eş görevini ifa etmek zorunda olan bir heykeltraş birgün televizyonda bir haber izler..İdamı yaklaşan bir mahkum intihar etmiştir ve kadın bu adamla arasında özel bir köprü kurar..Gece gündüz takip ettiği bu haber hayatını tamamiyle değiştireceği bir anahtar niteliğindedir...Kadın,idam mahkumuna kalan günlerini iyi geçirebilmesi için dört mevsimi yaşatır..Hergün farklı bir kıyafet ve her mevsime özel şarkılar ve öyküleriyle..Yaz mevsiminde boğuluşunu,ölüm korkusunu,ilkbaharda açan en güzel çiçeklerden neden nefret ettiğini anlatır..İki kişilik gibi görünen bu terapiye aslında gardiyanlar ve hapishane müdürü de katılır..Kaybedilecek bir aileye rağmen kadın bu seanslardan vazgeçmez....Kendini iyi hissettiği tek yer burasıdır ve hareketleri normal dışı olarak görülse bile aslında yaptıklarının mantıklı bir açıklaması vardır..Kendine çizilen yoldan,hayattan kurtulma isteği....Kabus gibi bir hayatın mengenesinden kurtuluşu ve özgür olduğu tek yer bu dört duvar arasında,günleri sayılı olan bir adamın tebessümünde gizlidir ya da bana öyle gelmiştir...Kim ki duk’un her filme özel anlamlar yüklediği gerçeğini gözardı etmezsek farklı anlatımı olan bu film için de her izleyici için farklı bir anlam olduğunu söyleyebiliriz sanırım..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-6961061066090297372?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/6961061066090297372/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=6961061066090297372' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6961061066090297372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6961061066090297372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/05/breatth-nefes.html' title='Breath- Nefes'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-6868339358499239428</id><published>2008-04-30T04:36:00.000-07:00</published><updated>2008-12-05T02:49:12.934-08:00</updated><title type='text'>Lilja 4 ever/Daima Lilya</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.philipshelley.com/words/wp-content/uploads/2007/06/lilja.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.philipshelley.com/words/wp-content/uploads/2007/06/lilja.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"İnsan sonsuzlukta uzun süre ölü kalıyor,ancak çok kısa zaman hayatta"der boşluğa bakan kıza, kısa süre önce kaybetmiş olduğu arkadaşının hayaleti.... "Tüm dünya şuan sana tükürüyor,nasıl sen daha önce takmadıysan şimdi de takmamalı ve yoluna devam etmelisin"diye devam eder hayalet sözlerine...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.frameonline.it/FotoRecensioni/Lilja4ever3.jpg" border="0" /&gt;Sadece 16 yıl,hayatın ve tükenmişliğin başında olan Lilya için yetmiştir...Annesinin yetiştirme yurduna " hiç sevilen ve istenen bir evlat olmadı"diyerek bıraktığı,16 yaşında çocukluğa henüz veda etmiş,olgunluğa ise adım atmamış Lilya..Çocuk yaşta kadın..Kadın olamayacak kadar küçük ve saf..Yemek yemek,uyumak zorunda olan,tek suçu doğmak olan,hayatın kendisine hiç bir şey sunmamasına rağmen ,sırf " yaşamak" zorunda olduğu için çok büyük bedel ödeyen Lilya....Dünya bu küçük kızı içine sığdıramamak için küçülmüştür,adeta... Belki de hayat onu hiç içine almamıştır......En kuytusunda,en karanlık köşelerinde saklamış ve tek bir gün vermiştir ona...Veda etmesi için son bir bakış,o an bile sadece dünya sisli ve çirkin yüzünü göstermiştir....Kapanış Rammstein'ın "Mein Herz Brennt" adlı parçasıyla yapılır......Gerçekten de yürek yakan bu filme de yakışır bu parça... Lukas Moodyson'ın bakılamayan çocukları dünyaya getirmeyin mesajını verdiği film,bana kendi ülkemin gerçeğini de gösterir...Küçük kadınlar,sadece bu ülkeninkiler mi,hayır,etrafımızdaki farklı ülkelerden binlerce Lilya'lar, yolumuzu görünce değiştirdiğimiz ve belki de şu kısa yaşam süresini bi parça daha uzatmak isteyen,umuda tutunan ama hergün eriyip biten Lilya'lar.....İzlenmesi gereken sarsıcı bir film Daima Lilya....&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-6868339358499239428?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/6868339358499239428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=6868339358499239428' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6868339358499239428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6868339358499239428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/04/lilya-4-everdaima-lilya.html' title='Lilja 4 ever/Daima Lilya'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-5363709863485254736</id><published>2008-04-30T04:29:00.000-07:00</published><updated>2009-01-18T22:07:42.856-08:00</updated><title type='text'>Hard Candy</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Ava giden avlanır;filmin tüm mantığını bu şekilde özetlemek mümkün. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;14 yaşındaki Hailey ile 35 yaşındaki moda fotoğrafçısı Jeff 3 hafta boyunca netten konuştuktan sonra tanışmaya karar verirler. Tabi burada asıl korkması gereken kişinin Hailey olduğunu sananlar çok yanılıyor. 14 yaşındaki ufacık bir kızın gözünün ne kadar döndüğünü ve birden nasıl canavara dönüştüğünü görebiliyorsunuz .Film ahlaki yönden internetten kurulan ilişkilerin ne kadar tehlikeli olabileceğinin altını fazlasıyla çizmiş ve bu gerçek bir öyküden yola çıkalarak yapılmış bir film.Başarılı olduğunu söylemek hem mümkün hem de değil.Sahneler, ışık hatta olayın büyük bir kısmının tek mekanda geçmesi filmi başka bir boyuta ulaştırıyor buna da pek şaşmamak gerekiyor çünkü filmin yönetmeni Aphex Twin' in de klibini çeken David Slade, ancak film konu açısından biraz kısır kalmış.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.smh.com.au/ffximage/2006/07/12/hard_candy_060712073235996_wideweb__300x377,1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Öncelikle küçük hanımefendinin derdini tam olarak anlayamıyorsunuz. Hikayede başka kayıp bir kızın öyküsü de var fakat bu küçük kızla ilişkisi nedir hiç anlaşılamıyor ve filmin sonuna kadar büyük bir soru işareti olarak kalıyor hatta filmin sonunda da açıklanmıyor. Filmin başarısızlığı konunun baş kısımlarda hızlı bir tempoda geçmesi, orta kısımlarda sırf gerilim yaratmak amacıyla sıkıcı bir hale dönüşmesi, mantıksız sahneler, filmin son kısmının birden oldu bittiye getirilmesi ve sırf gizemi korumak amacıyla arapsaçına dönüştürülmesi.Daha kısa, daha hızlı tempoda bir film olsaymış konu itibarıyla bu filme çok benzeyen Takashi Miike' nin Audition' a benzer bir başyapıt çıkabilirmiş. İki film birbirini andırıyor ancak Audition tüm açılardan kusursuz benim için. Film biraz daha uzun diyaloglara dayanmakta ki bazen bunlar ne diyor demekten kendiniz alamıyorsunuz, yönetmenin farkına varması gereken şey sanırım bir film çektiği olmalıydı, ilginç bir konu sadece görüntelere dayanırsa başarılı bir film olamaz, bunu filmde açıkca görebilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-5363709863485254736?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/5363709863485254736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=5363709863485254736' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5363709863485254736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5363709863485254736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/04/hard-candy.html' title='Hard Candy'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-9180604690360487817</id><published>2008-04-30T04:11:00.000-07:00</published><updated>2008-12-06T23:43:39.737-08:00</updated><title type='text'>The Idıots-Gerizekalılar</title><content type='html'>&lt;a href="http://img.blogcu.com/uploads/kutguni_00113793.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img.blogcu.com/uploads/kutguni_00113793.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dogma 95 manifestosunun 4 önemli filminden biri...Dogma 95 manifestosu; sinemada yeni bir akım oluşturmak amacıyla 95'te Trier ve Thomas Vinterberg tarafından hazırlanmış olan bir manifesto...Manifestoda katı kurallar bulunmakta ve yönetmenler filmlerini çekerken bu kurallara uymak zorundalar..Aslında bu kurallar bütünü bir yönetmeni sanatsal açıdan zorlamaktan ziyade belki de zor şartlar altında yaratıcılığını ortaya çıkarmasına neden olabilirdi ki çok fazla tutmuş bir akım değil ve zamanla Trier bile akımın kurallarını delip geçmiştir.Peki bu kurallar nelerdir?Öncelik sadelik yemini olarak adlandırılan akımda film stüdyoda değil doğal mekanlarda çekilmeli..Handcam ile çekimler yapılmalı ve kamera sabit olmamalı ki bu da hem görüntü kalitesi açısından hem de bir süre sonra sahneleri takip açısından filmi izlemeyi zorlaştırıyor çünkü başınız biraz dönmüş oluyor.Kamerada filtre kullanılmamalı,doğal ışıktan yaralanılmalı,yönetmenin ismi jenerikte geçmemeli,film şimdiki zamanda ve belli bir yerde geçmeli,35 mm formatında çekim yapılmalı ve aksiyon içermemeli,müzik olmamalı müziğin olmamasından kasıt sahneyi anlatan arka plan müziğinden kaçınmak oluyor. Kurallardan da anlaşılacağı üzere doğallık ve an ön planda olup,sanatsallık,görüntü ve ses kalitesi,vb. konular bu türden yoksun bırakılmıştır...Amaç belki de karakterleri daha ön plana çıkarmaktan geçiyor çünkü diğer tüm hususlardan arınılmış olarak doğal çekimlerden iyi bi film yapma ve bir akım yaratma çabası var... Trier'in yaratmış olduğu bu akımdaki tek örneği de The Idiots...Bir grup orta yaşlı insan bir araya gelerek,insanlara kendilerini gerizekalı olarak gösterip eğlenmektedirler ancak oyun daha ileri gitmeye başladıkça grupta fikir ayrılıklar ortaya çıkar ve grup dağılır..Filmi oldukça sıradışı bulmakla beraber beğendiğimi söylemeliyim ancak kolay izlenilebilecek bir film de değil...Burjuvaziyi eleştiren film,aslında grubun da eleştirdikleri kişilerden pek farklı olmadıklarını gösteriyor..Grup oldukça aydın bir kesimden oluşuyor ve tek farklı kişi gruba sonradan dahil olan Karen..Grubun dağılma sürecinde savunduğu fikirleri bir tek Karen gerçekleştirebiliyor...Belki de grup psikolojisi nedeniyle birlikte çok güçlü olan üyeler,iş fikri tek başına hayata geçirmeye gelince adeta çuvallıyor...Belki de bu yüzden diğer tüm öğelerden çok filmin konusu ilgimi çektiği için,filmi farklı bir yere koyuyorum...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-9180604690360487817?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/9180604690360487817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=9180604690360487817' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/9180604690360487817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/9180604690360487817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/04/idots-gerizekallar.html' title='The Idıots-Gerizekalılar'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7814389528614525294</id><published>2008-04-30T03:29:00.000-07:00</published><updated>2008-12-06T23:44:05.013-08:00</updated><title type='text'>Tideland</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.indiewire.com/movies/tideland1.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.indiewire.com/movies/tideland1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Lewis Carroll’n ünlü kitabı Alice Harikalar Diyarında,Micth Cullin’in Tideland adlı kitabından uyarlanan aynı adlı filmin temel dayanağını oluşturuyor.İki kitabın birbirlerine olan paralelliğini keşfeden isimse Terry Gilliam..Filmde,Lewis’ın Alice’i ile Mitch’in Jeliza Rose’u,Alice’in tavşanı ile Jeliza Rose' un sincabı eşleşiyor..Filmde tek eşleşen yön bu değil bence,birçok kişi gibi ben de baba karakteriyle Lewis Carrol’a atıfta bulunulduğunu düşünüyorum ve bunu yapabilecek tek ismin de Teryy Gilliam oluşu beni hiç şaşırtmıyor.Gelelim filme... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://wileywiggins.blogspot.com/tideland.png" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jeliza Rose;çocukluğuyla,anne babasını idare edebilecek olgunluğu arasında gelip giderken,kendi yarattığı hayal dünyasında gerçek yaşamın acımasızlığından saklanıyor.Babasının kısa bir tatil adını verdiği uyuşturucu seanslarında,koluna enjekte ettiği iğnesini Jeliza Rose hazırlıyor,yani biletini Jeliza Rose kesiyor... Jeliza Rose’un hem annesi hem babası uyuşturucunun kollarına sığınırken,onun tek isteği babasıyla birlikte ,okyanusu aşıp,Jutland’e gitmek....Ancak annesinin yüksek dozdan ölümü Jeliza Rose’u, adını sadece duyduğu,ogüne kadar hiç görmediği babaannesinin evine sürüklüyor ve tavşan deliğinden içeri küçük Alice’in uzun düşüşü de başlamış oluyor..Babaannesinin boş ve yağmalanmış evi,babasının küçük mezarı oluyor ve Jeliza Rose kah yanıp sönen ateş böcekleriyle,çeşitli isimler verdiği dört bebek kafasıyla günlerini geçiriyor,kah da en az kendisi kadar ilginç diğer karakterle tanışıyor..Ne babasının öldüğünü anlıyor ne de tek başına yapayalnız bir dünyada yaşam mücadelesi vermek zorunda olduğunu...Onun için rüya gibi başlayan babaannesine kaçış kabusa dönüşüyor...Terry Gilliam her iki kitabı da birbiryle o kadar iyi harmanlıyor ki,Alice’in sır dolu,gizemli diyarı,Jeliza Rose’un kabus ülkesinde,çayırlar gibi sararıp,soluyor....&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7814389528614525294?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7814389528614525294/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7814389528614525294' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7814389528614525294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7814389528614525294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/04/tideland.html' title='Tideland'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7151089087926590612</id><published>2008-04-29T07:01:00.000-07:00</published><updated>2008-12-06T23:44:27.573-08:00</updated><title type='text'>A Scanner Darkly</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.timeout.com/img/14536/w513/image.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.timeout.com/img/14536/w513/image.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;"Bir tarayıcı ne görür?Kafanın içini mi? Kalbin derinliklerini mi? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim içimi görür mü, içimizi görür mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apaçık mı görür, belirsizce mi görür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım apaçık görüyordur, zira ben artık içimi göremiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğüm tek şey kasvet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım herkesin iyiliği için tarayıcılar daha iyisini becerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü tarayıcı benim gördüğüm gibi belirsiz görüyorsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman temelli bitmişim demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölümü böyle boylayacağız demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok az bilerek ve o azıcık şeyi de yanlış bilerek."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A scanner darkly;Philip K. Dick’in kendi yaşamından esinlenerek yazdığı romanından uyarlanmış,uyuşturucu hakkında yapılmış en ilginç filmlerden biri.Gerek konusu gerekse anlatım tekniği oldukça ilginç..Filmde "rotoskop" adı verilen teknik kullanılmış,yani canladırma çizimler gerçek sahnelerin üzerine eklenmiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.nature.com/nature/journal/v441/n7096/images/441922a-i1.0.jpg" border="0" /&gt;Gelelim konuya;madde d adı verilen uyuşturucunun kaynağını bulmak üzere görevlendirilmiş olan polis memuru Fred,ne yazık ki bu maddenin esiri oluyor ve bir alt kişiliği ortaya çıkıyor;Bob Arctor....Bu gelişen ikinci kişilik yani Bob;Fred'in peşine düştüğü kişi aslında yani av ve avcı aynı kişi..Madde D'nin yarattığı en büyük hasarlardan biri de beynin iki bölümünün birbiriyle çatışması..Bir taraf birşey derken diğer taraf başka birşey diyor..Sürekli beyniyle çatışan ve gerçek yaşamda da işleri yolunda gitmeyen Fred'in yaşamış olduğu bu karmaşa ve hergün uyuştrucuya giderek bağlanışı çok iyi bir şekilde anlatılmış.....Hem ilginç hem karanlık hem de gerçekçi olan bu film benim için en sevdiklerim arasında yerini alıyor..Filmi izlerken benim de aklıma birgün imkanım olabilse da Kokain Günlükleri adlı kitabı sinemaya uyarlayabilsem diye geçiyor..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7151089087926590612?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7151089087926590612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7151089087926590612' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7151089087926590612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7151089087926590612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/04/scanner-darkly.html' title='A Scanner Darkly'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-989863291963435812</id><published>2008-04-29T06:34:00.001-07:00</published><updated>2008-12-06T23:59:32.609-08:00</updated><title type='text'>Slither</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://media.movieweb.com/galleries/3243/2320/lo/cok.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://media.movieweb.com/galleries/3243/2320/lo/cok.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;"Hastalıkta ve sağlıkta,ölüm bizi ayırıncaya kadar"... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Grant Grant ( isme bak),basit bir kasabanın önde gelenlerinden.Herşeye sahip,güzel bir evi,güzel bir eşi,işi var....Ancak birgün işler tersine gidiyor,Grant eşiyle tartışıyor,ceketini,pantolonunu kapıp,kendini bir bara atıyor..Bar da bar hani...Grant kaderine söylenirken,maziden bir tanıdık geliyor...Grant'e eskiden aşık olan ki hala aşık,geç kalmış hayallerinin peşinde bir kızcağız..Grant'in eşiyle tartıştığını duyması ona güzel bir fırsat veriyor ve Grant'i kolundan tutup,adlarını bir zaman kazıdığı ağacı göstermek için ormana sürüklüyor.Aksi gibi o akşamda uzaydan ne idüğü bilinmeyen bir varlık,aynı ormana düşüyor hem de Grant'in ağacının yakınlarına....&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 428px; CURSOR: hand; HEIGHT: 276px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.worstpreviews.com/images/slither.gif" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yaratık Grant'in bedenine yerleşiyor ve tüm kasabayı ele geçirmeye başlıyor.....Komik olan şeyse,tüm bu yaratıkların beyni durumda olan Grant'i, eşinin kurtarma çabaları.."Bebeğim,sen şimdi hastasın,evlilik yemini ettik,hastalıkta ve sağlıkta ,ölüm bizi ayırıncaya kadar senin yanındayım..Dön gel"diyor ama Grant burnundan soluyor..Biraz önce afiyet ile bir ineği midesine götürürken nereden çıktı şimdi bir yığın insan?Karşısına ilk çıkan insanı ortadan ikiye bir vuruşta devirip,arkasını dönüp gidiyor...Film,yine saçma bir şekilde bitiyor ama ben yine memnun bir şekilde ayrılıyorum ekranın başından... Filmi önerir miyim?Kesinlikle hayır...Ya da evet önerebilirim,eğer arkadaşlarınızla biraz eğlenmek isterseniz bu film ideal....&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-989863291963435812?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/989863291963435812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=989863291963435812' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/989863291963435812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/989863291963435812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/04/slither.html' title='Slither'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-5805482440897586514</id><published>2008-04-29T06:19:00.000-07:00</published><updated>2008-12-06T23:46:28.249-08:00</updated><title type='text'>Pink Floyd : The Wall = Pink = SYD BARRETT</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://www.audiomonger.com/wp-content/uploads/2006/07/SydBarretts.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.audiomonger.com/wp-content/uploads/2006/07/SydBarretts.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Roger Waters ,daimi dostu Syd Barrett’i anlatır filminde...Albümle aynı adı taşıyan filmde diyalog azdır&lt;br /&gt;çünkü Syd konuşmaktan çok susmayı,arkadaşlıktan çok yalnızlığı seçmiştir..Film de Syd’in dilinden&lt;br /&gt;yani şarkılarla konuşmaktadır..Syd efsaneye koyduğu isimle başrolü de üstlenir... Pink olarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In the flesh’le başlayan ve Syd’in mutluluk dolu günlerinden babasının ölümüne kadar olan kısımda&lt;br /&gt;The Thin Ice ve Another Brick on the wall,Part 1 bize eşlik eder..Pink ailesiyle mutludur ne zaman ki&lt;br /&gt;babası ölür Pink sarsılır ve kendini korumak için etrafında bir duvar örmeye başlar..Duvar onun&lt;br /&gt;kalkanıdır..&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.ericleonhardtbrown.org/home/images/syd.gif" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Pink ailesinden uzaklaşıp insanlarla tanıştığı süre boyunca tabiri caizse işkence&lt;br /&gt;çekmektedir..Hırçınlaşır,agresifleşir..Sadece etrafa karşı değil kendine karşı da öyledir..Aslında&lt;br /&gt;kendini korumak amacıyla ördüğü duvar onu insanlardan değil kendinden de uzaklaştırmaktadır....İlk&lt;br /&gt;başta Hey you ,Is there anybody out there ve Nobody Home ile duvarlarını yıkmaya hazırlanan&lt;br /&gt;Pink,karşılık bulamayınca kendi tamamiyle izole eder.Delirişe giden yolun tarifi ise kurtlarla&lt;br /&gt;yapılır..Uyuşturucuda teselli bulan Pink,kendi dünyasının karanlığına gömülür..Pink bir süreliğine bu&lt;br /&gt;durumdan rahatsız olmaz hoşnut kalır..Stop ile kendine gelir ve duvarlarını yıkarak aydınlığına kavuşur..&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://blogs.igalia.com/berto/wp-content/uploads/2006/12/sydbarrett.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Tabi Roger Waters Syd’e kötü bir sonu yakıştıramaz ancak Syd son yıllarında filmin aksine bir tablo&lt;br /&gt;çizmiştir...Mutlu bir çocuklukla başlayan yıllar tüm dünyanın bir aileden ibaret olmadığı,başka&lt;br /&gt;insanlarla iletişim kurmak,onların baskısına maruz kalmak veya sevincini paylaşmak zorunda&lt;br /&gt;olduğunu öğretir Syd’e..Syd dört duvar arasında resim çizerek ve müzikle kamufle etmeye çalışır&lt;br /&gt;insanların yarattığı boşluğu ve ne zaman anıları aklına gelse üzülür...O yüzden kendine ait tek kişilik bir&lt;br /&gt;dünya kurar ve ölene kadar içine kimseyi almaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yazıyı yazarken Mercury Rev dinlememek gerek ,fazlasıyla dikkat dağıtabiliyor :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-5805482440897586514?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/5805482440897586514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=5805482440897586514' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5805482440897586514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5805482440897586514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/04/pink-floyd-wall-pink-syd-barrett.html' title='Pink Floyd : The Wall = Pink = SYD BARRETT'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-2391439442087645246</id><published>2007-12-17T03:47:00.000-08:00</published><updated>2008-12-06T23:47:29.229-08:00</updated><title type='text'>Eastern Promises</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/R2Z5rihVBeI/AAAAAAAAAJU/v5lOEeD-Sdc/s1600-h/A000014.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5144933413225301474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/R2Z5rihVBeI/AAAAAAAAAJU/v5lOEeD-Sdc/s320/A000014.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Rusya'nın soğuk topraklarından İngiltere'nin büyülü havasına aldanıp kaçan kim varsa ya kazanmak üzereyken kaybeder ya da kaybederken kazanır..Yönetmen koltuğunda oturan Cronenberg ise hayat toz pembe ya da kapkaranlık değildir...Kgb'den kaçan Rus mayfasının yeni yatağında ağına düşürdüğü kurbanları;bir kutu içkiye peşkeş çekilen çocukluktan ergenliğe adım atan geçen kızlar,örümcek ağına dolanırken aslında sıradan bir yem olarak hazmedilmekten ziyade çorap örerler katillerinin başına...Küçücük kalpli bir defterin sayfalarına gün be gün yazdıkları anıları yeri gelince bir ölüm fermanına dönüşür....&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/R2Z5eShVBdI/AAAAAAAAAJM/YFEm_SDuPJs/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5144933185592034770" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/R2Z5eShVBdI/AAAAAAAAAJM/YFEm_SDuPJs/s320/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Parayla satın alınmış zevkin göbeğinde,vur patlasın çal oynasın Rus mafyasını eğlendiren kızların arasında maskesi yerine ücra bir köşeye saklanmayı seçen bu yola yeni düşmüş bir kızı kurtaramıyor o kuytu köşe.....Bir yatağın üzerinde,çaresizliği sonrasında uzanıp kalırken belki bilinçsizce belki de özlediğini farkederek bir şarkı söylüyor..Kirli yatakların içine gömdüğü ümitlerini, gözyaşlarıyla suluyor........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal giden günün akşamında bir markette yardım dilenen 14 yaşında bir kız kendi kan gölü içerisinde boğulup giderken geride küçük bir bebek bırakıyor....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeye sahip,temiz mutfaklarda,mutlu aile potresi çizen yaşlı bir mafya babası zafere çok yaklaşmışken,belki de geride bıraktığı insanlığına baştan ayağa bürünen oğlu tarafından hezimete uğruyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5144933778297521650" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_vSDZQBxinKk/R2Z6AyhVBfI/AAAAAAAAAJc/YrtaNVc_rRA/s320/A0000144.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Yer altına ait acımasız masallar herkes için ayrı bir telden söyleniyor...Filmin ilk sahnesindesinde boğaza dayanan bıçak kadar keskin bir film....Ta ki sona gelinceye kadar,son sahnelerindeki mutluluk potreleri sanki biraz sırıtıyor......&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-2391439442087645246?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/2391439442087645246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=2391439442087645246' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/2391439442087645246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/2391439442087645246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2007/12/eastern-promises.html' title='Eastern Promises'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/R2Z5rihVBeI/AAAAAAAAAJU/v5lOEeD-Sdc/s72-c/A000014.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-1073739291009374113</id><published>2007-10-29T00:37:00.000-07:00</published><updated>2008-12-06T23:48:11.150-08:00</updated><title type='text'>The Rules of Attraction</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RyWZN1x97iI/AAAAAAAAAIU/hn-YkK3MltM/s1600-h/rulesseanpeepee.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5126672213885185570" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RyWZN1x97iI/AAAAAAAAAIU/hn-YkK3MltM/s320/rulesseanpeepee.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bugün o tek kar tanesi senin için gökyüzünden süzülüyor...Binlerce kristalin arasından tek bir damla onu kaybettiğin anda göz kenarına konuyor..O senin ilk gözyaşın...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;The Rules of attraction,tanıdık bir hikaye gibi..Gençlik dizisi havasında,Memento tekniğiyle çekilmiş,bırakılıp gidelesi havasına rağmen gerçekçi bir film..Başarısının temel dayanağını oyuncuları oluşturuyor....Aslında The Rules of Attraction izleyiciye yeni olan hiçbir şeyi vaadetmiyor...Olaylar bir üniversitede geçiyor..Dawson's Creek'in esas oğlanı bu kez Çekim Kuralları'nın esas oğlanlığına soyunuyor..Sean Bateman...Sean ;uyuşturucu almak için doğru adres,havalı,kız erkek demeden peşinden bir çok kişiyi koşturtan aslında bu hengamenin arasında kaybolmuş bir adam....Hayatında ilk kez katılacağı bir ders iptal ediliyor ve ogün Lauren'le tanışıyor...İlk görüşte aşk budur cinsinden bir atmosferin içine balıklama dalan Sean için ne yazık ki bu pembe bulutlar bir sonraki partiye kadar göz boyuyor.....&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5126672415748648498" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RyWZZlx97jI/AAAAAAAAAIc/jvdLPpDWL9o/s320/686-resim2.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Lauren ise uzun bir seyahate çıkan,ip kaşlı Victor'un yolunu gözlüyor...Ancak bu arada olur da herhangi bir şekilde başkasıyla tanışır,etkilenirim diye erkeklerden uzak durmak amacıyla zührevi hastalıklar kitabını hatim etmekle meşgul..Kitap etkisini uzun süre göstermesine rağmen Lauren'in Sean'la yaptığı kısa konuşmadan sonra kullanışsız hale geliyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5126671865992834578" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RyWY5lx97hI/AAAAAAAAAIM/-7FVZRxC3v8/s320/7gz6m41w.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gelelim filmin en şeker karakterine yani Paul'e .Paul bir eşcinsel ama eş tercihini ne yazık ki heteroseksüel erkeklerden yana yapıyor..Sonuç hüsran ama onun bu acınılası durumu filmin en komik sahnelerini oluşturuyor..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Herşey bu kadar anlaşılır değil ne yazık ki...Film sondan başa doğru gidiyor....Siz bir karakterden diğerinin öyküsüne geçiş yaparken hayat tersten tekrar ve tekrar akarak bunlar da kim,ne alakaları var demeye başlıyorsunuz..Zira ilk sahnelerde Sean'ın ezik,Lauren'in rahat bir kız olduğunu düşünürken tam aksi bir tablo olayların başına doğru karşınıza çıkıyor...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tüm filmler içerisinde bence en güzel aşk sahnelerinden biri işte bu çarpık ilişkilerin ağında,Sean'ın Lauren'i kaybettiği anda gökyüzünden bir kar tanesinin Sean'ın göz kenarından ,eriyip,gözyaşı olup ekrandan akıp gidiyor.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-1073739291009374113?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/1073739291009374113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=1073739291009374113' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/1073739291009374113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/1073739291009374113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2007/10/rules-of-attraction.html' title='The Rules of Attraction'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RyWZN1x97iI/AAAAAAAAAIU/hn-YkK3MltM/s72-c/rulesseanpeepee.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-9139699242958924891</id><published>2007-10-17T00:19:00.000-07:00</published><updated>2008-12-06T23:48:31.201-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><title type='text'>Voksne Menekser-Tutunamayanlar</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Kaybetmek üzerine güzel bir film....Dagur Kari bu kez hayatında tutunacak tek dalı olmayan üç kişinin kesişen öykülerini anlatıyor...Dede,Daniel ve Franc....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5122205805925498834" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RxW7Crih_9I/AAAAAAAAAHI/sxJwNGZbjFU/s320/_LuEdYr__by_Rimfrost.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dede;uykusuzluk problemi çeken,kafayı hakem olmakla bozmuş ve bunu da teorik olarak başarmışken pratikte mahveden,sevdiği kıza açılacakken,beklediği cevabı konuşma yapmadan önce alıp,tabana kuvvet sokakları seviçten turlarken,sadece bir gün sonra kızı en yakın arkadaşına kaptıran(kız mushroom adı verilen uyuşturucunun etkisiyle herkese ogün ilanı aşk ediyor),kısacası hep kazanmaya yakın fakat gerçekte hep kaybeden ancak babacan bir karakter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5122206085098373090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RxW7S7ih_-I/AAAAAAAAAHQ/vUDIDsBz_LU/s320/217900.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Onun en yakın arkadaşı ve hayatta kendisine en büyük kazık atan kişi de Daniel..Duvar resimleri yapan ve arabasından başka hiçbir şeyi sevmeyen,beş parasız,bir gün önünden geçtiği kermesteki satılan tüm eşyaların kendisine ait olduğunu gören ama bunun için de pek üzülmeyen, umarsız bir adam...Çok istediği çöreği almak için girdiği pastanede hayatının kadınına rastlıyor ve artık arabasını ikinci plana atıyor ki hayatının kadını Franc..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5122206583314579442" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RxW7v7ih__I/AAAAAAAAAHY/D3wqGWlk03Y/s320/tutu.gif" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Franc ise bu üçlünün son halkası,çapkın annesiyle yaşayan,pastanede çalışırken mushroom aldığı için çıkartılan,dünyalar güzeli bir kız..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5122206785178042370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RxW77riiAAI/AAAAAAAAAHg/s5ECdbFDmwA/s320/01_t.jpg" border="0" /&gt;Üçlü bu aşk karmaşasının içinden birbirlerine tutunarak çıkıyor ama dertler burada bitmiyor....Zira kedine bile bakmaktan aciz Daniel ve Frank'in küçük bir bebekleri olacak ancak bu haber sevinç yerine bir yıkıma yol açıyor ama neredeyse...Tüm film boyunca siyah beyaz kareler sadece Daniel'in ışık vuran turuncu saçlarında aydınlanıyor ve en sevdiğim film karelerinden biri olarak yerini alıyor..Dagur Kari yine kaybetmeyi anlatarak ancak ilk filminin o soğuk ve yıkıcı atmosferinin yerine,bu alacalı tablodan umut dolu bir başlangıçla filmini noktalıyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-9139699242958924891?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/9139699242958924891/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=9139699242958924891' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/9139699242958924891'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/9139699242958924891'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2007/10/voksne-menekser-tutunamayanlar.html' title='Voksne Menekser-Tutunamayanlar'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RxW7Crih_9I/AAAAAAAAAHI/sxJwNGZbjFU/s72-c/_LuEdYr__by_Rimfrost.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-203669227911149787</id><published>2007-10-16T04:39:00.000-07:00</published><updated>2008-12-06T23:49:19.548-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bayık filim'/><title type='text'>Bayık film nedir?Soğuk dağ/Cold Mountain</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RxSjm7ih_tI/AAAAAAAAAFM/bxr8Y7f0LXU/s1600-h/180991TYBX_w.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5121898565439979218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RxSjm7ih_tI/AAAAAAAAAFM/bxr8Y7f0LXU/s320/180991TYBX_w.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bayık film = Soğuk dağ,orijinal adıynan Cold Mountain yani....Gişe başarısı ve 7 dalda oscar adaylığıyla taçlanmış olan Soğuk Dağ;Amerika iç savaşını ve bu kaos içerisindeki İnman ve Ada'nın vuslat özlemini anlatıyor.. İnman,iç savaşa koşa koşa giderken herşeyin mükemmel olacağını düşünmektedir...Arkadaşlarıyla zafer nidaları atarken geri dönüşte savaşın anlamsızlığını ve boşa harcanan hayatları göz önüne sunar..Gayet hoş bir mesaj ancak filmde bu mesaj yerine uzun uzadıya bir aşk öyküsü anlatılır ki bir yerden sonra ehh demeden geçilmez..Gerçekten de film tam bir ehhhdir...İnman'ın Ada'ya ulaşmak için verdiği inanılmaz hayatta kalma mücadelesi bir yerden sonra insanı boğar...Aşkın yüceliğini bu kadar çok şişererek vermek tarihi film izlemek isteyenler için bunaltıcı bir ambiyans oluşturur...İnman'ın ölmesi için yakarışlar ancak birkaç saat sonrasında vuku bulur ki o zaman siz de zaten ruhunuz teslim etmiş bir şekilde ekran karşısından ayrılırsınız.....Mutlu son..... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-203669227911149787?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/203669227911149787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=203669227911149787' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/203669227911149787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/203669227911149787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2007/10/bayk-film-nedirsouk-dacold-mountain.html' title='Bayık film nedir?Soğuk dağ/Cold Mountain'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RxSjm7ih_tI/AAAAAAAAAFM/bxr8Y7f0LXU/s72-c/180991TYBX_w.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7651037586797644450</id><published>2007-10-16T01:45:00.000-07:00</published><updated>2008-12-06T23:50:01.727-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dram'/><title type='text'>Goya'nın Hayaletleri</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;18.yüzyıl İspanya'sında din bir illet gibidir..Bir kez bulaştı mı kurtuluşu olmayan bir illettir hem de...Tüm amansız hastalıklarda olduğu gibi bu illette de boşa kürek çekilir...Tersine akan bir ırmağa karşı ne kadar yüzülebilirse geriye dönüş de okadar başarılıdır yani imkansız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5121857363818708674" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RxR-Irih_sI/AAAAAAAAAFE/q68sokabb4c/s320/images6.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Goya'ya modellik yapan ünlü ve zengin bir tacirin kızı olan İnes,kardeşleriyle birlikte gittiği tavernada bir parça domuz etini reddettiği için Kutsal Oda tarafından Yahudi olduğu gerekçesiyle sorguya alınır...İnes domuz etini sevmediği için yemediği gerçeğine mahkemeyi inandıramaz çünkü mahkemenin duymak istediği şeyi söylememiştir...Domuz yemeyi reddetmiştir çünkü İnes yahudidir....Saçma ama bu saçmalığı İnes'in ağzından duymak zor değil..Saatlerce işkence gördükten sonra evet deyip kurtulacağını sanan İnes özgürlüğüne ancak 20 yıl sonra Napolyon sayesinde kavuşacaktır...İnes'in ailesi Goya'dan kendilerine yardım etmesini isterler..Aslında İnes'in başına ne geldiyse Goya yüzünden gelmiştir de diyebiliriz...Kutsal Oda'dan peder Lorenzo,Goya'ya bir potresini çizdirirken İnes'in resmini görmüş ve çok etkilenmiştir...Lorenzo elindeki gücü kullanarak İnes'in zindana atılmasını sağlamıştır ve her gece dua seansları sayesinde onunla birlikte olmayı başarmıştır...Ama bir süre sonra ipliği pazar çıkan Lorenzo ülkesinden kovulmuştur öyle ki isminin bile ağza alınması yasaklanmıştır..20 yıl sonra Lorenzo ülkesine dini otoriteyi sorgulamak amacıyla devrimci hareketin başı olarak geri dönecektir ama işler istediği gibi gitmeyecektir(Beter olsun)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film Goya'dan adını almasına rağmen Goya'yı bir ayna gibi kullanıyor..Onun gözlerinden o dönemin en büyük olaylarına tanık oluyoruz...Ama Goya sadece bir ayna filmin ne merkezinde ne de yan karakterlerinde....Onun eserleri sayesinde engizisyonun çarkında ezilenlerin çilesini görme ve devrim adı altında zorbalığı adalet olarak gösterenleri sorgulama şansına sahip olabiliyoruz.Goya'nın hayaletleri başarılı ve farklı bir dönem filmi olarak karşımıza çıkıyor.(bir dipnot vermek gerekirse İnes'in babası bugüne kadar görüdüğüm tüm roller içerisinde beni en çok etkileyen,en gururlu ve cesur karakterdir.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7651037586797644450?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7651037586797644450/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7651037586797644450' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7651037586797644450'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7651037586797644450'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2007/10/goyann-hayaletleri.html' title='Goya&apos;nın Hayaletleri'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RxR-Irih_sI/AAAAAAAAAFE/q68sokabb4c/s72-c/images6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-4262446624268546981</id><published>2007-09-26T02:51:00.000-07:00</published><updated>2008-12-06T23:50:23.781-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dram'/><title type='text'>Karşı Daire</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/Rvosfrih_oI/AAAAAAAAAEc/KKVoU9TAHZQ/s1600-h/943-otherertan1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5114449249607745154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/Rvosfrih_oI/AAAAAAAAAEc/KKVoU9TAHZQ/s320/943-otherertan1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ağır tempolu bir film düşünün...Başrol oyuncuları ne güzel ne genç ne de filmde herhangi bir atraksiyon mevcut..Hayattan kopmak üzere olan bir grup yaşlı insan...Bu insanları geri kazanabilmek amacıyla bir istihbarat örgütü kuruluyor...Örgütün önemli özelliği bu yaşlı üyelere istedikleri evi ,istedikleri saatte izleyebilme hakkının ,suçu önleme adı altında ,devlet tarafından verilmesi...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işi haddinden fazla önemseyen üyelerden Regina,bir gece gözetlediği evlerden birinde bir olaya tanık oluyor.. Tam bir cinayet vakası gibi..Hasta,yataktaki eşine,yüksek dozda ilaç veren bir adam..Sabah da eşin ölüm haberi gelince ve biraz araştırma sonucunda öldürüldüğü düşünülen kişinin de çok varlık olması bu düşünceyi destekler yönde ..Öyle ki Regina'nın olayın cinayet olduğu yönündeki tüm ısrarlarına rağmen kadıncağızın hastalık sonuncunda öldüğü kanıtlansa bile Regina inadından vazgeçmiyor ve eski hakim olan,katil zanlısını gölge gibi takip ediyor..Ama gel gör ki hakimle aralarında bir aşk doğuyor...Regina yalnızken de baralara giden,oğluna kafa tutup tek yaşayabilen bir kadın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama hayatında eksik olan birşeyler var örneğin konuşmayı çok istediği halde arayacak kimsesi olmadığından kendi evini arıyor..Ya da kendi sözüne inanan kimseyi bulamadığından kalabalık bir cadde sadece Regina'nın etrafında dönüyor..Boş sokaklar onun kalabalıklar içerisindeki yalnızlık hissini mükemmel bir biçimde sergiliyor....İşte onun bu koca boşluğu aslında katil olduğunu düşündüğü bir adama sarılarak dolduruluyor.... Bir yazıda yönetmen, filmde sadece korkularımızın arasında biryerlerde sevgiyi bulabilmek mümkün..Ben sadece bunu anlatmaya çalıştım demiş ve bence de bunu yeterince başarabilmiş&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-4262446624268546981?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/4262446624268546981/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=4262446624268546981' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/4262446624268546981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/4262446624268546981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2007/09/kar-daire.html' title='Karşı Daire'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/Rvosfrih_oI/AAAAAAAAAEc/KKVoU9TAHZQ/s72-c/943-otherertan1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-1903032013733663604</id><published>2007-09-25T10:52:00.000-07:00</published><updated>2008-12-06T23:50:43.778-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dram'/><title type='text'>Veda Vakti</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RvlMEbih_lI/AAAAAAAAAEE/cyVdLeA_vvc/s1600-h/le_temps_qui_reste_pict.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5114202490851688018" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RvlMEbih_lI/AAAAAAAAAEE/cyVdLeA_vvc/s320/le_temps_qui_reste_pict.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;François Ozon yapımı hiçbir filmi izlememiştim daha önce..Eğer diğer filmleri de bu filmi gibi farklı bir yoruma sahipse -görevim en kısa sürede diğer filmlerini bulup izlemek olacak-yönetmeni bu kadar geç tanımış olmak üzücü benim için. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;François Ozon bu filmde sıkça işlenen bir temayı işliyor...Kanser...Hayatının son günlerini yaşadığını öğrenen bir insanın gözünden,yaşama son bakışını anlatan sayısız film geldi geçti perdeden.Kah Küçük Emrah'ın kaybedip de bulduğu,kavuştum derken ne yazık ki ebediyete uğurladığı annesi gibi(Küçük Emrah'ın annesiyle bir derdi olmalı,bir insan her filmde annesine bu kadar işkence etmez yahu) kah Avrupa sinemasında Winona Ryder ve Richard Gere'in birbirlerine kavuşmuşken,esas kızın ölmesi gibi...Birbirinin karbon kopyası filmler peşi sıra görünüp yok oldular,çünkü hiçbiri birkaç saatliğine ağlatmaktan başka birşey yapmadan,sabun köpüğü gibi kabarıp söndüler. François Ozon,filmde acıtasyona hiç yer vermeden,ve ana karakterini(Romain) bir canavara dönüştürerek,ölümün acımasızlığını ya da hayattan çok fazla beklentisi olan ve hedefine yaklaşmakta olan birinin gözlerinden,istemeden kaybedişine ait isyanını anlatıyor.Gider ayak ne kadar iyilik yaparsam ya da sevdiklerimle ne kadar zaman geçirsem o kadar iyidir mantığının aksine,Romain hiç olmadığı kadar acımasız davranıyor ve hayatındaki insanlarda derin yaralar açıyor....Tetkedilmiş ablasının yüzüne istenmediğini haykırarak,sevgilisine bir asalak olduğunu hissettirerek,herkesi tek tek hayatından kötü anılarla çıkartıp atıyor.. Film birçok konuya da parmak basıyor..Zira Romain eşcinsel ve eşcinsellere toplumun bakış açısını da iyi verebilmiş....Çocuk sahibi olamayan ailenin son umudu da Romain oluyor ve giderken ardında bir bebek bırakıyor...Kendinden geriye kalan en canlı varlık bu çocuk oluyor ve Romain hayata,bu minik bebeğin genlerinde devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-1903032013733663604?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/1903032013733663604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=1903032013733663604' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/1903032013733663604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/1903032013733663604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2007/09/veda-vakti.html' title='Veda Vakti'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RvlMEbih_lI/AAAAAAAAAEE/cyVdLeA_vvc/s72-c/le_temps_qui_reste_pict.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-6592565558103848565</id><published>2007-09-25T09:50:00.000-07:00</published><updated>2007-10-25T22:41:36.109-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilmiim'/><title type='text'>Summer Rain</title><content type='html'>Summer Rain Antanio Banderas'ın Crazy in Alabama'dan sonra yönetmenliğini yaptığı ikinci film.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5114185615925182002" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_vSDZQBxinKk/Rvk8uLih_jI/AAAAAAAAAD0/w8aeS9Gdtzw/s320/Summer%2520Rain%25203%2520low.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir grup gencin kendilerini keşfettikleri ve hayatlarına yön verecek ciddi kararları aldıkları bir yaz mevsimini anlatıyor film.Baş karakter Miguelito,geçirdiği hastalık sonucunda bir böbreğinden olurken,hastane odasını paylaştığı yaşlı bir adam sayesinde şair olmak ister...("Kelimler boş bir sayfadaki kuşlara benzer..Nereye uçacağına sen karar verebilirsin Miguel..Uçur onları diyor ve sonra anladığım kadarıyla hakkın rahmetine kavuşuyor adamcağız...)Tabi Miguel'in şiire yönelmesini sağlayan şeylerden biri de,hastanede iyi zaman geçirmesi için arkadaşı tarafından hediye edilen Dante'nin İlahi Komedyası......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tipik bir gençlik filmi olan ve gençliğin sorunlarını anlatan Summer Rain,Miguel'in haya&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/Rvk9Vrih_kI/AAAAAAAAAD8/ieY6xfSzz2g/s1600-h/SummerRain_AfficheSite.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5114186294530014786" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/Rvk9Vrih_kI/AAAAAAAAAD8/ieY6xfSzz2g/s320/SummerRain_AfficheSite.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;l dünyası arasından kısa kısa gerçek dünyaya geçiş yapıyor...Bu geçişler bana göre hiç başarılı değil çünkü Miguel hayal mı kuruyor ya da bir sonraki sahne neyi anlatıyor,kim kimdir,ne yapıyor,ciddi bir kafa bulanıklığına yol açıyor...Bazı yerlerde hiç anlamadığım bıyıklı bir adam çıkıyor ortaya,kimi yerlerde sözü dinlenmeyen bir cüce,baş karakterin evire çevire dövülmesini sağlayan bir adam olup çıkıyor.(Aslında buraya uygun güzel bir deyim de var boyu kısa olup,yere yakın olanlar için ama telaffuz etmiyeceğim:)) Filmin Antonio Soler'in kitabından uyarlandığını okumuştum.Kitabı okumuş değilim ancak belki de filmdeki bu arada kalışlar,her kitap uyarlamasındaki o ahengin yakalanamayışından kaynaklanmış olabilir.Ancak yine de görselliğin çok iyi olduğunu ve oyuncuların başarılı olduğunu da söyleyip,yiğidi öldürüp hakkını vereyim....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-6592565558103848565?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/6592565558103848565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=6592565558103848565' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6592565558103848565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6592565558103848565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2007/09/summer-rain-antanio-banderasn-crazy-in.html' title='Summer Rain'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_vSDZQBxinKk/Rvk8uLih_jI/AAAAAAAAAD0/w8aeS9Gdtzw/s72-c/Summer%2520Rain%25203%2520low.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-6076994721106339796</id><published>2007-09-25T09:12:00.000-07:00</published><updated>2007-10-25T22:42:03.922-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dram'/><title type='text'>Baran</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/Rvk4m7ih_hI/AAAAAAAAADk/CppP48n2-B8/s1600-h/00002632[1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5114181093324619282" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/Rvk4m7ih_hI/AAAAAAAAADk/CppP48n2-B8/s320/00002632%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yağmur ya sana ağlıyor ya da ağlayamadığın için ondan kalan son ayak izini bile peşi sıra toprağa gömüyor...Suya yansıyan yüzünün aksi hoş şeyler fısıldamıyor geleceğe..Çok sevmek ve adından öylece bakıp kalabilmek....&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5114180294460702210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_vSDZQBxinKk/Rvk34bih_gI/AAAAAAAAADc/ugiqGEQxE1o/s320/230_filme.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İran sinemasının Ünlü yönetmeni Majid Majidi'nin Montreal Film Festivali'nde ödül kazanan filmi Baran,İran'daki yaşam zorlukları arasına sıkışıp kalmış iki gencin öyküsünü anlatıyor. Tahran'daki bir inşaatta kaçak olarak çalışan Afgan işçi,sakatlanınca yerine ergenlik çağındaki oğlu Rahmat geçiyor..Aynı inşaatta işçilere çay dağıtıp yemek yapan,yani inşaattaki en rahat işe sahip olan Latif,bir tartışma sonucunda bu rahat işini Rahmat'a kaptırıyor ve içten içe Rahmat'a büyük bir kin güdüyor..Öcünü almak için yapmış olduğu çeşitli hain planlar sonucunda aslında Rahmat'ın bambaşka bir yaşam mücadelesi verdiğini görüyor...Zira Rahmat erkek kılığına girmiş genç bir kız ve ailesini geçindirmek için inşaatta çalışmaya razı oluyor.... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yağmur anlamına gelen Baran,aynı durulukta bir anlatıma da sahip..Filmin buruk ve kapalı havasından,Latif 'in aşkı içimize yağmur taneleri gibi ferahlık veriyor ve umudun çiçeği,Baran olmadan da Latif' 'in içerisinde ve içimizde açıyor....Teslimiyet hiç bu kadar güzel,aşk hiç bu kadar yalnız ancak güçlü anlatılmamıştır...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-6076994721106339796?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/6076994721106339796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=6076994721106339796' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6076994721106339796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6076994721106339796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2007/09/baran.html' title='Baran'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/Rvk4m7ih_hI/AAAAAAAAADk/CppP48n2-B8/s72-c/00002632%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-6583291083434143700</id><published>2007-09-24T05:12:00.000-07:00</published><updated>2007-10-25T22:42:54.503-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik gerilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dram'/><title type='text'>Vital</title><content type='html'>&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="28"&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/Rvevgbih_VI/AAAAAAAAABY/MVfOVrmHNZQ/s1600-h/00000615.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113748873585753426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/Rvevgbih_VI/AAAAAAAAABY/MVfOVrmHNZQ/s320/00000615.jpg" border="0" superadblocker_image="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="15"&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RveuULih_UI/AAAAAAAAABQ/ydd0-Fvrv38/s1600-h/00000615.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;2004 yapımı bir film...Yönetmeni ise Shinya Tsukamoto..Açıkcası beni derinden etkileyen bir film ki aynı etkiyi filmi benle birlikte izleyen kişilerde göremedim..Bir trafik kazası sonucu geçici bir süre hafızasını yitiren Hiroshi Takagi'nin öyküsü.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;Tıp öğrencisi Hiroshi bu kaza sonucunda sadece hafızasını değil kız arkadaşını da kaybetmiştir ancak üzülmemesi için bu durum Hiroshi'den gizlenmiştir..Koma sonrası Hiroshi okula dönmüştür ve birgün derste incelemekte oldukları ölünün kolundaki dövme ise bu kişinin kız arkadaşı olduğunun farkına varmasını sağlayacaktır.Bu şokla hafızası yerine gelen Hiroshi'nin yaşamış olduğu yıkım zaman kavramını da yitirmesine neden olacaktır...Filmin sonunda zaten zaman kavramının kaybedildiğinin,eğer öldüğünüz zaman size hayattan bir sahne hatırlama şansı verilerse bunun ne olacağına dair birbirinden iç karartıcı sorular sorulmakta ve Hiroshi'nin hayatta hatırlamak istediği tek sahneyle de film sona ermektedir.&lt;/div&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-6583291083434143700?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/6583291083434143700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=6583291083434143700' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6583291083434143700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6583291083434143700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2007/09/vital.html' title='Vital'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_vSDZQBxinKk/Rvevgbih_VI/AAAAAAAAABY/MVfOVrmHNZQ/s72-c/00000615.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-6302021360104532085</id><published>2007-09-24T04:56:00.001-07:00</published><updated>2007-10-25T22:44:09.243-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik gerilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sadizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dram'/><title type='text'>Dönüş yok</title><content type='html'>&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="12"&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RvemfLih_SI/AAAAAAAAABA/JaSWKcjzFrU/s1600-h/6_by_babybanshee.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113738956506266914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RvemfLih_SI/AAAAAAAAABA/JaSWKcjzFrU/s320/6_by_babybanshee.jpg" border="0" superadblocker_image="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;Yüksek ökçeli ayakkabılarından sıyrılman gerekir bugün.Üç kuruşluk insanlar arasından geçip gidemeyeceğin bir tünel,bir örümcek ağı o loş metro......Tamamıyla ışıksız olsa geri dönebilirdin ama bugün tüm tenin izler içinde kalacak,el,dil ve korku izleri.. &lt;/div&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;&lt;br /&gt;İzleyici için iki seçenek vardır filmde..Başlayıp bitirmek veya izlememek...Hangisi daha doğru bir tercihtir orası tartışılır....İzleyip sarsılmak ve boşlukta salınmak mı,korkaklıktan dem vurup kaçmak mı?Ben mi?Ben başlayıp da bitirenlerden ya da bitirilenlerdenim desem doğru olur..Gecenin kör bir saatine kadar sandalyeye çakılıp,mecalsizce ve korku dolu gözlerle izleyenlerdenim... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;&lt;br /&gt;Filmi bilen bilir,bilmeyenler içinse şöyle özetlenebilir....Aynı kadına aşık olan iki adam.. Bu adamlardan biri eşini diğerine kaptırır ama arkadaşların araları açılmaz..Belki de bunun sebebi kadının herhangi bir şekilde hayatında kalabilmesidir....Onu kaybetme korkusu bu iki adam için inanılmaz bir dürtüdür...Kadın hamiledir ve bu mutlu haberi vermek için geçtiği metro tünelinde bir adam yolunu keser ve ona tecavüz eder..Sonrasında intikam hırsı bu eski eşi ve ahbabı bitmek bilmeyen bir öfkeyle bir deliliğin eşiğine getirir...Film hareketli bir kameradan ekrana akseder.Sürekli devinen bu kameranın baş döndürücü etkisi geçsin diye dua ederken,bu ilk mola o ıssız tünelde çaresizce yere yıkılan kurbanla aynı hizadan verilir. Sahneyi daha korkunç kılmak için, filmde tecavüzcü olarak Tai -boks şampiyonlarından Joe Prestia oynatılmıştır(Joe açısından bakılınca pek hoş görünmüyor olsa gerek)..Gerçi böyle bir olayı korkunç göstermek için bu kadarına ne gerek var diyebilirsiniz..O zaman aklınıza Noe hakkındaki “Kadın düşmanı” yakıştırmaları gelir...Filmi izledikçe haksız değiller belki de dersiniz ama benim için sinema böyle bir şey değil...Herhangi bir yönetmenin veya oyuncunun ne kadın düşmanlığı,ne cinsel tercihi ne de sapık olduğu beni ilgilendirir....Kişilerin ahlak anlayışının,toplum tarafından benimsenmiş tanımlamalarla örtüşmek zorunda olduğunu hiç düşünmem ki bu etiketleme çabaları da bana bir ahlaksızlık örneği olarak görünür...Kişiliğiyle yargıladığım ve bu temayı filmlerinde sıkça kullandığını düşündüğüm bir yönetmenin veya oyuncunun filmlerine sırt çevirmek daha iyi bir yol olarak görünür gözüme.......Dönüş yok içinse tek kelimeyle sadece “sarsıcı” yakıştrımasını yapabilirim..Sarsıcı ancak yıkıcı olmayan psikolojik bir gerilime hazırsanız Dönüş Yok sizin için iyi bir seçim olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-6302021360104532085?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/6302021360104532085/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=6302021360104532085' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6302021360104532085'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6302021360104532085'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2007/09/dn-yok.html' title='Dönüş yok'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RvemfLih_SI/AAAAAAAAABA/JaSWKcjzFrU/s72-c/6_by_babybanshee.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-543683386977373900</id><published>2007-09-24T04:49:00.000-07:00</published><updated>2007-10-25T22:44:39.355-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik gerilim'/><title type='text'>Ichi the killer</title><content type='html'>&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="9"&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RvekjLih_RI/AAAAAAAAAA4/svNTc2rYYso/s1600-h/ichi2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113736826202488082" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RvekjLih_RI/AAAAAAAAAA4/svNTc2rYYso/s320/ichi2.jpg" border="0" superadblocker_image="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;Öyle bir film düşünün ki baş karakter filmin orta yerinde en zayıf karakter olarak karşınıza çıksın...Namı kulaktan kulağa dolaşan,film boyunca acaba bu mu şu mu nidaları içerisinde,ara sıra bazı sahnelerden size göz kırpan deyimi yerindeyse ezik bir karakter o olsun..Olabilir mi?Takashi Miike’den bahsediyorsak bal gibi de olur... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div superadblocker_div_firstlook="0" superadblocker_onmove_hooked="0" superadblocker_onmouseenter_hooked="0" superadblocker_div_elements="0"&gt;Ichi the killer,Türkçe adıyla Katil Ichi,birbirinin içerisine girmiş,&lt;a id="linkzHighlighted_91" style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(255,0,0); LINE-HEIGHT: 1.7; BORDER-BOTTOM: rgb(255,0,0) 3px double" href="http://cluster.linkz.net/ztxt/ct?p=29&amp;amp;ka=91" target="blank"&gt;farklı&lt;/a&gt; yapıdaki bir çok hikayenin özel birleşimi ve bu yüzden tek bir karakter üzerinde yoğunlaşmak yerine farklı farklı karakterleri ve hikayelerini anlatıyor..Polis teşkilatından atılmış,eşi tarafından terkedilmiş bir baba ve onu hiçbir şekilde bırakmayan oğlu... Kakihara adında,sarı saçlarıyla bilimum pop şarkıcılarına taş çıkaran,kesik yanaklarını tutturduğu piercinglerle birşeylerin yanlış olduğunu düşündürterek yolunuzu değiştirmenizi sağlayan ve gerçekten de değiştirmeniz gereken azılı bir katil...Gelelim esas Ichi oğlana..Beyni patronun öcünü almak isteyen Jijii adındaki sinsi bir adam tarafından yıkanan,yıllarca göz yumduğu söylenen bir tecavüzün (aslında tecavüz olayının gerçekte olmadığı ve Ichi'nin bir ölüm makinası haline gelebilmesi için hipnozla uydyrulan bir hikaye olduğu söylenir filmde) bilinçaltında yaratmış olduğu ikilem yüzünden bir anda canavara dönüşebilen,ezikliğini şiddetle bastıran bir karakter.Aslında bu üç hikayede kolayca farkedebilen şey karakterlerin birbilerinde kendi geçmişlerini görebilmeleri..Örneğin polis memuru,tekme tokat dayak yiyen Ichi’yi kurtardığında kendi gençliğini onda görüyor...Ya da Ichi,polis memurunun dayak yiyen oğluna yardım ederken,küçüklüğü aklına geliyor ....Tabi hikayelerin birbirine bağlanış şekli,başlangıcı ve finali Miike’ye özgü olduğundan konuyu nasıl anlatırım,filme ilgili daha fazla detay vermeden izenimleri nasıl paylaşırım bilmem.Nasıl ki Lynch filmlerinin bilinmezliği ve anlamlara dayandırılamazlığı artık kanıksanmışsa,Mikee’nin de şiddet duygusu ve bu düzenek içerisindeki absürdlüğü ve orjinalliğini bilenler için de bu film de bir baş yapıttır ...Yalnız filmi izlerken yemek yememek gerekir...Ya da çok fazla Miike filmi izlemiş olmak... &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-543683386977373900?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/543683386977373900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=543683386977373900' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/543683386977373900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/543683386977373900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2007/09/yle-bir-film-dnn-ki-ba-karakter-filmin.html' title='Ichi the killer'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_vSDZQBxinKk/RvekjLih_RI/AAAAAAAAAA4/svNTc2rYYso/s72-c/ichi2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
